30 Eylül 2011 Cuma

Bağcılık ve üzüm

Türkiye'nin değişik bölgelerinde bağcılık yapılmaktadır. Ancak ,Ege bölgesinde, bağdan bahsedince öncelikle çekirdeksiz üzüm(sultaniye) akla gelir  Çekirdekli üzümler cinsleri ne olursa olsun sultaniye den sonra gelir.

Rumlar çekirdekli üzümlerden yerel şaraplar yaparlarmış. Bu nedenle de düz arazilerde değil tepelerin yamaçlarında şaraplık üzüm yetiştirirler ve bunları küçük kayıklarla ege adalarına gönderip şarap yaptırırlarmış. Mübadeleden sonra, yerli halk daha çok çekirdeksiz üzüm yetiştirip azını yaşken çoğunu da kurutarak satmaya başlamış. Doğal olarak çok az para eden ama bakımı zahmetli olan  çekirdekli üzüm bağlarını da söküp yok etmişler. 1960 larda genetik yapılarıyla daha oynanmamış olan çekirdeksiz üzümler, soğutulan arabalarda yaş olarak ihraç edilirdi. Üzümün büyük çoğunluğu da, Ağustos sonlarında kuruması için sergi yeri denilen, bağlara yakın düz arazilere güneşe serilerek  kurutulurdu.


Kuruyan üzümler,önce saplarından ayrılır daha sonra elle, iri ve küçük taneli, olarak ayrılarak  sıkıca bastırılmış  çuvallarla satışa gönderilirdi.

O dönemdeki, çekirdeksiz üzümlerin kabukları çok ince olduğundan-tıpkı o dönem ki domatesler gibi- çok çabuk zedelenip bozulurdu. Bağ bozumu denilen şey aslında, üzümlerin hasat edilmesiydi. Narin üzümler,dikkatlice kesilir "keretir"denilen büyük sepetlerle sergi yerine taşınırdı. Salkımdan kopan, cılkım ve taneler -bereket tanededir diyerek- yerlerden toplanırdı Kesimi birkaç gün  süren üzümlerin kurutulması da bir hafta kadar alırdı. Kurumakta olan üzümlere her gün potaslı su serpilerek renklerinin açık kahverengi olması sağlanırdı.

Bağ bakımı da zor bir işti. Bağ bozumundan sonra, asmalar yeni yılda budanır ve altları sürülür. Mart aylarında tekrar altları sürülerek toprak havalandırılır. Mayıs aylarına gelince dallanmaya başlayan asmaların filizleri uygun şekilde tekrar budanarak, gücün üzüme gitmesi amaçlanır. Eski dönemde asma y kütükleri toprağa yakın olduğundan, yere değen dalların altına çatal şeklinde dayak(sopa) konularak havaya kaldırılırdı. Bu yolla oluşacak korukların toprakla teması engellenirdi .Bağın ballık olmaması amacıyla da kükürtü eksik edilmezdi.

Yazın aç kalan vahşi hayvanlar, üzümlere dadanıp,  yerlerdi. Bunu engellemek için de her akşam bağın belirli yerlerine asılan fenerler sabahları toplanırdı. Sıcak yaz günleri yapraklarıyla asmaların dibi koyu gölge olurdu. Doğrudan güneş ışığı almadığı için rutubetli kalan kütüklerin dibi, yılan, akrep gibi sürüngenlere  mesken olurdu.

Genleri ile oynanarak gelişen ve değişen üzümler artık daha az lezzetli fakat dayanaklı  oldular.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder