7 Ekim 2011 Cuma

Ufka bakış

Yorgun olduğum zamanlar ufka bakarak gözlerimi ve ruhumu dinlendirmeyi tercih ederim. Uzaklara bakmak insanı hayal alemine sokar. Ama ufka nerede baktığın önem kazanır.

Gün batışına doğru deniz kenarında,suya doğru batmakta olan güneşe bakmanın, kişiye hissettireceği hazzı tanımlamak son derece güçtür. Ufuk çizgisi ancak güneşin suya girmeye başladığı an fark edilir, Daha öncesinde, denizle gökyüzü bütünleşmiş ve iki boyutlu görüntü haline dönüşmüştür. Bu sonsuzluk hissi ile insanı içine alır. Güneş battıktan sonra,ufuk çizgisinden itibaren  göğe doğru gittikçe açılan bir kızıllık ortalığı kaplar. Yavaş yavaş yok olan kızıllık yerini önce maviliğe daha sonra da gri ve karanlığa  bırakır. Issızlık insanı sarar.



Dağlık bir yerde, deniz gibi uzanan ovadan gün batışında ufka bakarsak, karşıdan her an bir canlının koşarak üzerimize doğru geleceği hissine kapılabiliriz. Gerçekten de ovada hayvan veya insan  hareket ederek ufuktaki durağanlığı bozabilir. Bunun olabilirliğini düşünmek bile ortamın büyüsünü ve romantizmini zedeleyebilir. Diğer taraftan, ağaçlar tepeler gibi her yükseltinin gölgesi renk yeknesaklığını bozar.

Ufuk, insanı zevkle içine alan görsel bir  hayal alemidir.


e mail

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder