10 Ekim 2011 Pazartesi

Finans kesiminin gözetim ve denetimi

Finans kesiminin gözetim ve denetimi konusunda yeknesak bir uygulama bulunmamaktadır. Bazı ülkelerde,Bankacılık ayrı, sigorta ve sermaye piyasası şirketleri(Aracı kurular,portföy yönetim şirketleri,danışmanlık şirketleri)ayrı otoriteler tarafından denetlenmektedir. Bazılarında ise tek bir kurum tarafından denetim ve gözetim yapılmaktadır.


Türkiye'de Bankacılık,Leasing ve Faktöring Şirketleri BDDK tarafından denetlenirken,sermaye piyasası şirketleri SPK tarafından denetlenir.Sigortacılık ise hala Hazine müsteşarlığınca gözetim ve denetim altında tutulmaktadır


Dünyadaki bazı ülkelere bakmamız konuyu daha rahat tartışmamızı sağlayabilir.
  1. İngiltere,Japonya ve Güney Kore de tek düzenleyici otorite yaklaşımı,  
  2. ABD ve Avustralya gibi ülkelerde ise fonksiyonel düzenleyici otorite yaklaşımı uygulanmaktadır.
Tek düzenleyici otorite yaklaşımında ana dürtü, ülkenin sistemik risklere karşı daha hazırlıklı olması gerekliliğine dayanmaktadır. Fonksiyonel düzenleyici otorite yaklaşımında,birden fazla otorite fonksiyonlarına göre kurulmakta ve yatırımcıların korunması amaç edinilmektedir. Nitekim,hayat sigortası,bireysel emeklilik ve gelişmiş sermaye piyasaları olan ülkelerde fonksiyonel düzenleyici modeli tercih edilmektedir.


Türkiye'de finans sektörünün %90 na yakını, Bankacılık faaliyetlerinden oluşmaktadır.Böyle bir ortamda,sistemik risk öne çıkmaktadır. Diğer taraftan,sermaye piyasaları ve sigortacılıkta çıkabilecek sorunlar gerek kamu gerekse Bankacılık sektörü tarafından kolayca önlenebilir. Ayrıca,sigortacılık ve sermaye piyasalarındaki oyuncuların önemli bir kısmının büyük ortakları, Bankalar  olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

Türkiye'de,Yatırım Bankaları, Bankacılık olarak BDDK denetimine tabi iken,portföy yönetimi,halka arz,bono ihraç ve aracılığı hizmetlerinde SPK izinlerine tabidir. Daha da çarpıcı örnek konut kredilerinde ortaya çıkmaktadır.Konut kredileri tebliği SPK tarafından çıkarılmış ve düzenlemeleri onlar tarafından yapılmaktadır. Ticari bankalar konut kredisi vererek, kredi riski almaktadırlar. SPK kurallarına uygun olarak kullandırılan konut kredilerinin,para cinsi,vade,faiz oranı,komisyon v.b.gibi konulardaki uygulamaları doğrudan sistemi ilgilendirmekte ve BDDK'nın alanına girmektedir.Bu kredilerden ne kadar peşinat alınacağı,ekspertizinin kimler tarafından yapılacağı, genel sigortalama riskleri ve,bu kredilere dayanarak, bankaların ihraç edeceği bonoyla(cover bond)ilgili düzenlemeler SPK tarafından yapılmaktadır.Konut kredilerinin toplam krediler içindeki oranı ve vade yapısı BDDK tarafından denetlenirken, bu kredilere dayanan bono ihracına SPK onay verse bile, Hazinenin genel borçlanma stratejisi ve Merkez Bankasının para politikaları nedeniyle  uygun olmayabilir.Bunları koordine edilmesi gerekir.

Globalleşen dünyada,sermaye piyasası araçları hızla artmakta ve yer değiştirebilmektedir.Buda yatırımcıların, koruma fonksiyonu ön planda tutan, foksiyonel düzenleyiciler tarafından denetlenmesini zorlaştırmakta ve sistemik riski arttırmaktadır.Bu gibi durumlarda Merkez Bankaları para politikaları dolayısıyla, yakından takip ettikleri piyasalara müdahalede bulunmak zorunda kalmaktadırlar.Nitekim,içinde bulunduğumuz ekonomik krizde bunun örnekleri çok fazla görülmüştür.


Foksiyonel düzenleyicilerin olduğu piyasalarda,gerek düzenleyiciler arası koordinasyon gerekse bunun Merkez Bankası ile uyumu, önemli bir risk olmaktadır. Tek düzenleyici otoritenin olduğu ülkelerde de bürokrasinin artması olasıdır.Bu kurumların tek çatı altında toplanması,gelişmiş ve kompleks hale gelmiş piyasalar açısından daha uygun olduğunu düşünüyorum. 


Son krizdeki etkinlikleri de dikkate alınarak, gözetim ve denetim fonksiyonlarının tek otorite olarak,Merkez Bankalarına verilmesi daha doğru olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder