14 Ekim 2011 Cuma

Proje Finansmanı

Proje Finansmanı değimi hayatımızda 5-6 sene önce girmiş bir kavramdır. Türk Bankacılık sektörü, uzun süren çift haneli enflasyon ve faizler nedeniyle, kısa vadeli finansman dışında, yeterli çapta orta ve uzun vadeli finansman yapamamıştır. Gerek TL, gerekse döviz mevduatının ortalama vadesinin çok kısa(genelde bir ay) olduğu göz önüne alındığında bunu da normal karşılamak gerekir
.

Geçmişte,Türk Lirası üzerinden uzun vadeli proje finansmanı yapacak olan Bankaların 10-12 yıla kadar uzayabilen vadelerde,-çift haneli faiz uygulaması halinde- 5-6 yıldan sonra, sadece faizin ödenebildiği, anapara ödemesinin çok küçük olduğu da görülecektir. Bir başka değimle, müşteriler için uzun vadeli krediyi kullanmak rasyonel olmamaktaydı. Enflasyonları düşük ülkelerin paraları üzerinden açılan döviz kredilerinde,  tek haneli faiz uygulanabilmekte ve tek tük de olsa proje finansmanı yapılabilmekteydi.

Son senelerdeki siyasi istikrar ve ekonomik beklentilerin olumlu olmasıyla, kaynakları hala kısa vadeli olmasına rağmen, bankalar proje finansmanına yönelmişlerdir. Burada, finanse edilecek proje sayısının da başta özelleştirmeler olmak üzere, artmış olmasının payı vardır. Tamamına yakını, yukarıda izah etmeye çalıştığım nedenlerle döviz kredileriyle finanse edilen projelerdeki, önemli riskler, kur ve faiz riski olarak karşımıza çıkmaktadır. Müşteri ve bankalar için risk oluşturan kur ve faiz riskleri türev enstrümanlar kullanılarak dengelenebilmektedir. Yine, gelişen piyasa enstrümanları sonucu bankaların, aktif ve pasifleri  arasındaki vade uyumsuzluğu da çeşitli yöntemlerle giderilebilmektedir.

Bunun yanında,son yıllardaki uluslararası likidite bolluğu, izlenen ekonomi politikası ve özelleştirmeler başta olmak üzere artan projeler nedeniyle, Bankacılık sektörünün,  finansman yapacağı proje sayısı çoğalmıştır.

Artan işlemler nedeniyle, Bankalarda, Proje finansmanı bölümleri kurulmuş ve hukukçularla  takviye edilmiştir. Geleneksel , Genel Kredi Sözleşmeleri yerine, her kredi için ayrı sözleşmeler yapılmaya başlanmıştır. Bankacılar, hukukçular ile müşteriler sözleşmelerin maddelerini müzakere ederek oluşturmaktadırlar. Proje kredilerinin,  rakamsal büyüklüğü ve vadelerinin uzunluğu nedeniyle, Türk bankacılık sektörü, riskleri diğer bankalarla(yerli ve yabancı) paylaşma yoluna gitmişlerdir. Risklerin bankalar arasında paylaşılmasının bir diğer nedeni de,bankalardaki firma limitlerinin uzun süre yüksek seyredecek olmasıdır. Rekabetin yoğun olduğu  bankacılığımız da riski bölüşmek de bir yeniliktir.

Türkiye'deki yerli ve yabancı bankaların  verdikleri proje finansmanı tutarının 35-40 milyar USD olduğunu tahmin edebiliriz. Son bir kredi hariç tamamı döviz kredisidir. Bu tutarın önemli bir kısmı, enerji ve özellikle yenilenebilir enerji alanına tahsis edilmiştir. Diğer kısmı da satın alma finansmanlarında kullanıldığını söyleyebiliriz.

Büyümemiz için kaçınılmaz olan yatırımlar ve projeler artık Türkiye'de ki bankalarca uzun vadeli finanse edilebilmektedir. 



e mail

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder