9 Kasım 2011 Çarşamba

Bulgur ve Keşkek

Çocukluğumuzda bulgur ve keşkek bugünkü gibi hazır satılmaz köylerde ve kasabalarda yapılırdı. Ben de yazları geçirdiğimiz, ailemin memleketi Karaburun'da bunların yapımında bulundum. Onu sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Tarladan çuvallar içinde gelen buğdaylar, taşı toprağı ayıklansın diye kazanlar içinde iyice yıkanıp temizlenirdi. Buğday yıkama zahmetli ve fazla insan gerektirdiğinden, ailenin tüm  fertleri yıkamada bulunurdu. Yıkanan  buğdaylar, kuruması için yaz güneşinin altına serilirdi. Kurumakta olan buğdaya tüm kuşlar ve karıncalar hucum ederlerdi. O nedenle sürekli kuş kovalanır ve karıncaların gelmemesi için etrafına ilaç yapılırdı.


Kuruyan buğdaylardan, keşkek yapılacak olanlar ayrılarak  dibeğin olduğu yere nakledilirdi. Her evde dibek bulunmazdı. Dibek, büyük bir taşın içi kuyu gibi oyulmuş şeklidir. Aslında eskiden sarımsak ve ceviz dövmek için kullanılan havanların büyük ve taş olanıdır.  İçine konan buğdayı dövebilmek için başı uzun bir tokmağı olurdu. 

Dibeğe konan keşkeklik buğday, tokmakla ortalama 4000 vuruş yapılarak dövülüp, kabuğunun ayrılması sağlanırdı. Buğdayı dövmek, kuvvet istediğinden daha çok gençlere ait bir iş idi.  Bir evin kışlık ihtiyacı için dövülecek buğday, bir iki tam gün alabilmekteydi. O nedenle birden fazla kişi ile ancak sonuç alınabilirdi.

Dövülen buğday, imbat veya akşam esen  poyraz rüzgarına tutularak kepeklerinden ayrılması sağlanırdı. Rüzgarda yukarıdan dökülen buğdayın, kepekleri hafif olması nedeniyle bir metre uzağa uçarak yere dökülürken, ağır olan buğday hemen dibe düşerdi. Böylece kepeksiz keşkeklik buğday hazır hale gelirdi.


Bulgur ise, keşkekten daha kolay ve daha fazla yapılan bir buğday ürünü idi. Tarladan gelen buğday yıkanıp kurutulduktan sonra kaynatılmak üzere kazanlara alınırdı. Zeytin odunu ile ısıtılan kazanlarda 3 - 4 saat kaynatılan buğdaylar kurutulmak üzere güneş altına serilirdi. Ancak, kaynamadan çıkan buğdayın bir tabağı, sıcak sıcak toz şekerle karıştırılarak yenirdi.

Kuruyan yıkanmış buğday dövülmek üzere dibeğin olduğu yere nakledilirdi. Dibeklerde 1000 darbe ile dövülüp kepeğinden ayrılan buğday eve getirilirdi. Burada, keşkek de yapıldığı gibi buğdayla kepek rüzgarda ayrıştırılırdı.   

Kepeğinden ayrışmış kaynamış buğday, el değirmenlerinde kırılarak bulgur haline getirilirdi. El değirmeni iki yuvarlak taşın üst üste konulmuş şeklidir. Üstteki taşın ortası, buğday konulabilmesi için deliktir. Bu delikten konulan buğday üstteki taşın döndürülmesi suretiyle kırılır. Taşın hızlı döndürülmesi buğdayın iri, yavaş döndürülmesi ise küçük kırılmasına neden olmaktadır. Bulgur, o dönemlerde pirinçten çok daha ucuz olması nedeniyle fazlasıyla tüketilmesi nedeniyle keşkeğe göre çok daha fazla yapılırdı. 

Bugün tamamen fabrikasyon olarak üretilen, bulgur ve keşkeklik buğday eskiye göre çok daha fazla tüketilmektedir. Ancak, eskiden emekle üretilenlerin  tadı,  bana hep farklı gelmiştir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder