14 Kasım 2011 Pazartesi

Krizin Sorumlusu kim?


Krizin sorumlularına bakmadan önce, ekonomik krizin kaynağının ne olduğuna bakmamız gerekmektedir.

Sorun,basit olarak,  kamu borçu veya toplam borçun,  GSMH'nın üzerine çıkmış olması olarak görülmektedir. Var olan yüksek borçların bugüne kadar geri ödenebilmesi ancak ekonomik büyümenin devam etmesi ve borçun vadesinin ve maliyetinin uygun olmasıyla mümkün olabilmiştir. Diğer bir değimle sağlanan likidite ile refah devam ettirilmiştir.



Bu dönemin sorumlusu kimdir diye bakarsak, ilk olarak finans kesiminin ekonomik büyümeyi daha çok yapay enstrümanlarla desteklediğini ve bundan kendilerine çıkar sağladığı iddia edebiliriz. Ancak, ayrıntılara baktığımızda, ucuz kredilerden halkın konut edinmek başta olmak üzere çeşitli menfaatler  sağladığını, büyüme dolayısıyla iş çevreleri mutlu olurken hükümetlerin varlıklarını sürdürdüklerini görebiliriz. Gerçekte ise, sağlanan büyümeden her kesimin çıkar sağladığını görürüz.


Ancak, 2008 sonundaki Lehman'ın batışı ile dünyada mali sisteme olan güven sarsılmaya başlamıştır. İşte bu noktadan sonra finans kesimi küçülme yolunu tercih etmiştir. ABD ve AB'de iç talep daralmaya başlamış ve büyümeler olumsuz etkilenmiştir. Hatta bazı ülkelerde küçülmeler yaşanmıştır.


Yunanistan'ın borçunu geri ödeyemeyeceği ortaya çıkınca, AB'nin güçlü ülkeleri zararın bir kısmını üzerlerine almak zorunda kalmışlardır. Bu durumdan, yükü alan ülkelerin halkı da olumsuz etkilenecektir. Gelişmiş, sorunu olmayan ülke halkları, dolaylı yoldan da olsa bu sıkıntıyı çekmek istemeyebilirler. Ancak, daha önceki yıllarda, bu ülkeler şu anda ekonomik sıkıntı yaşayan ülkelere borç vererek onların kalkınmasını sağlarken, kendileri de atıl fonlarını satarak faiz geliri elde edip refahlarını arttırmışlardır. Bu krediler, doğrudan devletten devlete olabileceği gibi, bankalar arasında da olmuştur. Sonuçta, veren ve alan ülkelerde, siyasiler, kurumlar(başta bankalar) ve bireyler bundan yararlanmıştır. O nedenle de krizden, çift taraflı olumsuz etkilenme normal kabul edilmelidir. Diğer bir ifade ile burada hata bireyler dahil tüm taraflara aittir.


Şu andaki krizle ilgili ülkelerin siyasi karar alamamasının altında yatan temel nokta, faturanın nasıl paylaşılacağı konusundaki fikir ayrılığıdır. Borcu fazla olan ülkelerin halkları faturanın çoğunu ödemeye şiddetle karşı koymaktadırlar.Kararsızlık uzadıkça, ekonomileri sağlıklı ülkelere de yansıma olasılığı artmaktadır. 


Mali bünyesi sağlıklı olan Türkiye'nin, bu olumsuz tablodan en az etkilenmesi için dengeli TL ve döviz politikasını sürdürmesi gereklidir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder