14 Kasım 2011 Pazartesi

Sakız Adası

 Kale
Yazın Sakız Adasına, Çeşmeden 45 dakikalık bir feribot yolculuğuyla gittim. Adaya  yaklaşırken  limanın sol tarafı(güneyi)düzlük sağ(kuzeyi)ise dağlık olduğu görülmektedir. Çeşme ile Sakız arasındaki deniz kuzeyli rüzgarlara açık olması yanında yazında imbatın sert estiği bir boğazdır. Mendirek içindeki Sakız kasabasının, eski yerleşim yeri kale içinde kalmıştır. Ancak bugün kalenin duvarları bile yerleşim dolayısıyla zor seçilebilmektedir.


 Mecidiye Camii
Kale duvarlarının içinde gezinmeye başlayınca eskimiş evlerde, 20. yüzyıldan önce müslüman ve musevilerin oturduğu anlaşılmaktadır. Hala, bazı Türk mezarları kale içinde Osmanlı izleri olarak yer almaktadır. Kalenin hemen dışında meydana bakan yerde, minaresi olmayan Mecidiye Camii Bizans müzesi olarak durmaktadır. Üç  yüzyıldan(1566-1912) fazla Osmanlı egemenliğinde kalmış Sakızda Osmanlı eserleri çok sınırlıdır.


 Pirgi Köyü
 Mesta demir kapı
1566 da Osmanlı yönetimine geçinceye kadar ada Ceneviz şövalyelerinin yönetiminde kalmıştır.  Hristiyan Cenevizliler katolik olup Ortodoks Bizans ile ekonomik ve siyasi olarak hiç ilişkileri olmamıştır. Nitekim adanın ana yerleşim yeri ve bugün hava alanının yer aldığı güney kesimindeki ve ortasındaki dağlık yerlerdeki köyler kale gibi korunaklı olarak inşa edilmiştir. Güneydeki Pirgi duvarlarındaki geometrik şekilleriyle, olimpi ve büyük kilisesi ve dar sokakları demir kafes kapılarla kapanabilen Mesta mutlaka görülmelidir. Katoliklerin koruma iç güdüsü ile yaptığı anlaşılan bu köyler bugün bile aynen korunmuş durumdadır. Sakız kasabasından Mesta'ya doğru giderken yoldaki mimarinin diğer yerlerden farklı İtalyan tarzında olduğunu hemen görebilirsiniz. Adanın plajları bu köylerden kolayca ulaşılabilecek rüzgarsız, güney ve batıda yer almaktadır. Adanın kuzeyi az gelişmiştir.

55 bin kişinin yaşadığı ada, Ege adaları arasında bugün en zenginlerden birisidir. Turizmi çok gelişmemiş olmasına karşın, dünyada sadece Sakız adasında yetişen sakız ağaçlarından yılda 4 milyar USD civarında gelir elde edilmektedir. Bu nedenle adada sakız ağaçları çok iyi korunup bakılmaktadır. Güneyde zeytincilik de gelişmiş durumdadır. 


 Neo Moni'den Türkiye görüntüsü


 Egeye bakan bir plaj
Sakız kasabasının batısındaki Neo Moni Manastırı da tepeden, Karaburun yarımadası manzarası ile görülmesi gereken bir yerdir. Avgonima köyü batıdaki Ege denizine bakan tepenin üzerinde kurulmuş şirin bir köy. Köyde denizden batan güneşi seyretmek ve adanın batı kıyılarını yukarıdan bakmak hayli keyifli. Meydandaki kilisenin arkasında tavernada pazar günleri oğlak çevirme,  diğer günlerde kokoreç veya kuzu çevirme yapılmaktadır. Yemeklerin damak tadımıza uygun olduğunu sizlerle paylaşmalıyım. 


 Anavatos
Neredeyse yerleşimin hiç olmadığı sadece bir kahvenin bulunduğu Anavatos mutlaka görülmesi gereken bir köy. . Etrafı kale duvarları ile çevrili köy dini inançları nedeniyle Osmanlıya karşı korunma içgüdüsü ile insanların neler yapabileceğinin göstergesi olarak harabe  halinde durmaktadır. Ege denizine bakan  sivri bir tepenin üzerinde  kurulmuş olan köyün zirvesindeki kilise bugün restore edilmektedir.


 Sakız Ağaçları
Sakız kasabasında liman içindeki deniz kenarı tavernalarında keyifli zaman geçirmek  mümkündür.  Deniz tatili yapılmayacaksa, Sakız adasına iki günlük ziyaretin yeterli olacağını düşünüyorum.
Çizilen ağaçtan akan damla sakızlar





 Ağaçtan akmış damla sakızlar












İlgilenenler http://derin.gazep.com/2015/09/sakzn-bats.html  okuyabilir

1 yorum:

  1. Halil bey sahana resimler ve anlatiminiz icin tesekkuler. Iyi aksamlar

    YanıtlaSil