14 Kasım 2011 Pazartesi

Sisam Adası

 Sisam
Ege adalarının kıyılarımıza yakın olmalarına karşın, AB üyesi Yunanistan'ın, vize istemesi nedeniyle ziyaretleri hep zahmetli olmuştur. Yazın Kuşadası'nda halıcılık yapan arkadaşım,  Sisam adasında tekne turizmi yapan arkadaşlarını ziyaret edebileceğini söylediğinde coşkuyla kabul ettik.

Kuşadası'ndan 1.30 saatlik bir yolculukla adanın Türkiye'ye bakan yüzünün tersinde kuzeyde yer alan koydaki Sisam(Samos) limanına vardık.  Kuzey rüzgarlarına açık koyun girişine mendirek yapılarak liman kullanılabilir hale getirilmiş. Adayı gezebilmek amacıyla araba kiraladık. 



Sisam çarşısı


Oldukça dağlık olan adanın kuzeyinde  deniz kenarında önemli bir yerleşim bulunmamaktadır. Tarih boyunca güney ve güney doğu yani Türkiye'ye bakan düzlükler ve deniz kenarları düzlükleri, yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Nitekim, bugünkü hava alanı bu düzlüklerdedir. İsmini ünlü matematikçi ve filozof Pitagor'dan alan Pitagoriyon Davutlar Milli Parkına bakan şirin bir liman kasabasıdır.

Adanın kuzeyinde dağların içinde, güneşin batışının seyrine doyum olmayan şirin köyler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Monalates'tir. Tepede, dar sokakları, çok güzel ada ve deniz manzarası yanında, ucuz yemeği  de görülmeye değer yerlerdir. Günü batırdıktan sonra yeşillikler içindeki dar dağlık yoldan dikkatli inmek gerekir. Samos'tan, Karlovasi'ye kıyıdan giden yol buradan dağlar üzerinden güneydeki plajlara ve Pitagoriyon'a ulaşır, 

Monalates'ten  Ege Denizi görünüşü

 Monalates'te bir taverna
Güney doğuda eski çağlarda, Pitagoriyon zengin bir şehirmiş. Tarihi kalıntılar bunu göstermektedir. Gerçekten de kıtaya yakınlığı ve gerek tarım gerekse denizcilik için uygun olan bölge bugün turistik açıdan önemini korumaktadır. Pitagoriyon'ın  doğusunda Türkiye'ye en yakın bölgelerdeki küçük koylar ve plajlar mutlaka görülmelidir. Buralara Sisam'da araba ile gidilebileceği gibi Pitagoriyon'dan tekne ile de gidebilirsiniz. Günlük ve gece eğlencesi olarak tekne turları mümkündür.

Pitagoriyon Yat limanı
 Yani
Arkadaşımın tanıdığı, Yani de Pitagoriyon'da tekne sahiplerinden birisiydi. Yani, Pitagoriyon'dan, Posidonio'ya, gündüz denize girmek, akşamları ise Grek müzik eşliğinde yemekli eğlenceler için tekne turları düzenliyordu. Ellili yaşlarda olan Yani, Fillandiya'lı eşi ve akrabalarıyla yaz aylarında bu işi yapıp geçimini sağlamaktadır. 


 Hazırlanmış deniz kestaneleri
Davutla'a bakan Psili Ammos
Bizimde katıldığımız akşam yemeğinde, geleneksel Yunan yemekleri yanında deniz kestanesi de ikram ediliyordu. Karaburun'da, yıllar önce çocukluğumda büyük adadan mehtapta (ay aydında) kayalardan toplayıp yediğimiz deniz kestanelerin (kara diken) den şimdi tekrar yiyecektim. 


Üst tarafı kesilip çıkarıldıktan sonra dişi kestanelerin içi deniz suyuyla yıkanıp İçindeki pembe yumurtaları bırakılıyordu. Hazırlanan, soğanlı maydanozlu limonlu sos, deniz kestanesinin içine konup ekmekle  sıyırarak yenmekteydi. Avrupa'dan gelen ve daha önce bu tip şeyler yememiş olan kişiler için ilginç bir meze çeşidi oluyordu. Uzo'nun damarlardan kana karışmasıyla, dalga sesleriyle karışan müzik eşliğinde, dans ve halay  başlıyordu. Yani, Zorba gibi dans şovu yaparak onunla gece eğlencesine gelenleri coşturuyordu.


Ertesi sabah kuzeydeki Sisam'dan arabayla güneydeki Davutlar milli parkına bakan Psili Ammos'a denize girmeye gittik. Küçük bir kumsal olan koyda, Türkiye'den bir kilometre kadar uzaklıkta denize girmek değişik duygulara neden oluyordu. Kıyıdaki taverna(lokanta) yemek yerken, ahtapotları tel dolap içinde güneşte kuruttuklarına tanık oldum. Bizde bu yöntemin kafalın yumurtasının kurutulması için kullanıldığını, anımsadım.
Kurutulan Ahtapot


Sisam adasına gideceklere adanın güneyindeki küçük yerleşim yerlerinde kalarak deniz ve güneşin tadını çıkarmalarını öneririm. Ancak ,adada iki günün yeterli olacağını ve doğa sevenlerin ve rahatın düşkünlerinin başka adaları tercih etmelerini belirtmeliyim.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder