30 Eylül 2011 Cuma

Sigortacılık

Sigortacılık, ülke  ekonomilerinin en önemli elemanlarından birisidir. Esas olarak, bireysel birikimlerin toplandığı hayat ile elementer (hayat dışı)olmak üzere başlıca ikiye ayrılır.

Elementer branşlar geleneksel kasko, bina gibi maddi ve maddi olmayan hakları kapsar. Burada, olabilecek kısmi zararların karşılanması amaçlanır. Doğal afet gibi genel bir felaketin, ülke ekonomisini olumsuz etkilememesi amaçlanır. Diğer bir değimle, uğranılan zararlar daha önceden biriktirilen sigorta primleriyle karşılanıp ekonominin doğrudan etkilenmesini azaltmaya çalışılmaktadır. Sigorta şirketleri, herhangi bir konuya karşı doğrudan alabilecekleri riski sınırlarlarken,  riskin bir  kısmını tekrar sigortalayarak riski dağıtırlar. Buna reasürans denir.

Bağcılık ve üzüm

Türkiye'nin değişik bölgelerinde bağcılık yapılmaktadır. Ancak ,Ege bölgesinde, bağdan bahsedince öncelikle çekirdeksiz üzüm(sultaniye) akla gelir  Çekirdekli üzümler cinsleri ne olursa olsun sultaniye den sonra gelir.

Rumlar çekirdekli üzümlerden yerel şaraplar yaparlarmış. Bu nedenle de düz arazilerde değil tepelerin yamaçlarında şaraplık üzüm yetiştirirler ve bunları küçük kayıklarla ege adalarına gönderip şarap yaptırırlarmış. Mübadeleden sonra, yerli halk daha çok çekirdeksiz üzüm yetiştirip azını yaşken çoğunu da kurutarak satmaya başlamış. Doğal olarak çok az para eden ama bakımı zahmetli olan  çekirdekli üzüm bağlarını da söküp yok etmişler. 1960 larda genetik yapılarıyla daha oynanmamış olan çekirdeksiz üzümler, soğutulan arabalarda yaş olarak ihraç edilirdi. Üzümün büyük çoğunluğu da, Ağustos sonlarında kuruması için sergi yeri denilen, bağlara yakın düz arazilere güneşe serilerek  kurutulurdu.

İzmir Pazarcı "Ağızları"

Her yerde semt pazarları toplum için önemli birer alış veriş yerleridir. Buralarda insanlar, ihtiyaçlarının ucuz,taze ve kalitelisini bulabilirler. Bunları bilen kamusal otoriteler, tarih öncesinden beri semt pazarlarına yer bulmak ve ayırmak konusunda çaba harçamışlardır. Bu pazarların bazıları toplumda ün yapmıştır. İstanbul'da Salı Pazarı,İzmir'de Karşıyaka Pazarı ve yaz aylarında Çeşme Alaçatı Pazarı en ünlülerindendir. Tüm bu pazarlarda bazı ürünlere yerel isimler verilmektedir. İzmir ve İlçelerinde bu yerel isimlerin yanında sebze ve meyvelerin başına bazı isim veya sıfatlar eklenmektedir. İlginç olacağını düşünerek listelemeye çalişacağım;

Ege adaları ve Türkiye

Bir Ege çocuğu olarak,Ege adaları ile hep iç içe yaşamışımdır. Sürekli olarak bu kadar yakındaki adaların neden Türkiye'ye ait olmadığını, daha da önemlisi, neden gidip gelmediğimizi sorgulamışımdır.

Adalarda yaşamanın zorluklarını, Kıbrıs gibi büyük bir adada yaşamış biri olarak bilirim. Örneğin arabayla iki saat gittikten sonra yol biter, Her yerde karşına dünyanın sonu gibi deniz çıkar. Nufus az olduğu için bazı kamusal hizmetler ya yoktur yada çok ilkeldir. Mal ve hizmetler ana kıtaya göre pahalıdır. Bunların normal fiyatlara gelebilmesi için devletlerin buralara subvansiyon yapması gerekir.Buna karşılık yaşam kolay ve rahattır.

Çevre ne kadar önemli?

Çevre deyince neyi kast ediyoruz? Global ısınma mı?,Suların veya çevrenin kirlenmesi mi?,karbon salınımı mı?
Bunu uzatabilmek mümkün. Fakat en temel konunun karbon salınımının azaltılması yada en azından artmasına mani olmak olduğunu düşünüyorum.

Bilindiği gibi,dünyanın atmosferindeki karbondioksit(CO2) miktarı sabittir. İnsanoğlu bir çok faaliyeti dolayısıyla atmosfere CO2 salgılanmasına sebep olmaktadır. Medeniyet gelişimi bu salınımı  her geçen gün arttırmaktadır.Artan CO2 atmosferde ısınmaya sebebiyet verip,buzulların eriterek iklim değişikliğine ve üretimin yapısal değişikliğe uğramasına neden olarak insanoğlunun geleceğini tehdit edebilir.

Yazlık Ev

Son yıllarda Türkiye'de insanlar yazlık ev sahibi olmak için büyük istek göstermekteler. Bu nedenle de deniz kenarlarında ya kooperatif kanalıyla ya da yapılmakta olan sitelerden ev almaktadırlar. Yazlık evinden uzakta  veya yakında kışlığı olan ev sahiplerinin,yazlık evlerini kullanma süreleri birbirine yakındır.

29 Eylül 2011 Perşembe

Yenilenebilir Enerji

Enerji Sektörü,her ülke için birincil öneme sahip sektörlerden birisidir. Ülke kalkınmasının kaldıracı olan sektörün çevre ile barışık olanı da yenilenebilir alanlardır.

Yenilenebilirde,güneş,rüzgar,su,jeotermal ve biyokütle en çok akla gelenlerdir. Güneş enerjisi halen pahalı ve fizible değildir. Sübvanse edilmeden yada teknolojisi geliştirilmeden yatırım yapılabilmesi zor görünmektedir.Rüzgar ise verimliliğine göre ülkenin belirli bölgelerinde yapılabilen ucuz ama iletim ve dağıtım maliyetleri pahalı bir alandır. Trafo yatırımları ile iletim sisteminin güçlendirilmesi ülkeye maliyet açısından değerlendirilmelidir. Biyokütle, fosil yakıtlardan(gübre,çöp vb)elde edilip çok sınırlı kapasiteye sahiptir.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Futbolun köleleri

Futbolun çilekeş unsurunun futbolcular olduğunu düşünüyorum. Neredeyse futbolun köleleri oldular.

Son senelerde, TV yayınları şifreli kanallara geçince, kulüplere ödenen ücretler çok yükseldi  Birçok kulübün toplam gelirleri içinde ilk sıraya yükseldi.Hatta, bazılarında  neredeyse gelirin tamamına yakını "yayıncı kuruluş"denilen TV lerden gelen  gelirlerden oluşmaya başladı. Bu da zorunlu olarak her türlü futbol organizasyonunun TV yayınlarına göre düzenlenmesini gerektirmektedir.

Yatırım Bankacılığı

Yatırım Bankacılığı ne demektir?

Konuya bu soru ile başlamak gerek .Acaba,sadece aracılık yapıp,işin tamamlanmasını ticari bankalara bırakmak mı? yoksa Türkiye'de anlaşıldığı gibi yatırımlara uzun vadeli finansman sağlamak mı?

Yatırımlara uzun vadeli finansman sağlamak, daha çok proje finansmanı denilen ve bankacılığın tüm  tarafları(ticari ve yatırım Bankaları)tarafından yapılabilecek bir faaliyettir.

27 Eylül 2011 Salı

Hobi ve İş

Kişiler çalışırken, hobileri olsun ve onunla da uğraşsın ister. İnsan nelerden hoşlandığını uzun süre anlayamaz. Çalışma hayatı yavaşlayınca veya bitince, insanlar neyle uğraşacağını daha çok düşünmeye başlarlar. Para kazanma güdüsü olmadan sadece kendi isteklerini yerine getireceği hobilerini keşfetmeye çalışır.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Yöneticilik öğretilebilir mi?

Bu soruya olumlu yanıt vermek kolay değildir. Tabi ki yöneticiliğin temel fonksiyonları öğretilebilir belki ama,bunların kişiselleşmesi gerekir. Öğrenilenleri yorumlayarak,kişinin karakterine uygun hale getirmesi gerekir. Ayrıca,öğrendiklerini hayat deneyimi ile de birleştirmesi gerekir. Öğrenilenler,kişiliğe ve hayat deneyimlerinden çıkarımlarla harmanlanmalıdır.

25 Eylül 2011 Pazar

Balıkcılık ve Sonbahar

Egeliler bilir yaz aylarında balık az olur. Nedeni av yasağıdır.Yenebilecek mevsim balığı olarak sadece kefal vardır. Kefal deyince erkeğine "sütlü,"dişisine de "yumurtalı"denir. Kefalin yumurtlama mevsimi olduğundan,yaz aylarında karnı sıkılırsa ya süt gibi beyaz sıvı yada sarı balık yumurtası çıkar. Balık yumurtası kurutulursa iyi para etmektedir.Asılarak güneşte kurutulduktan sonra,bal mumuna batırılarak nefasetinin saklanmasına çalışılır. Lezzetle yenebilecek kefal bunlardır. Yoksa yaz boyunca İzmir körfezinden dışarı çıkıp Homa Dalyanına kadar yumurta ve sütünü bırakarak gider ve sonra geri döner. Bu balığa artık "kefal" değil,"arık" balık denir. Lezzeti de azalmıştır. Kefalin yerel olanına  "otlak"denir. Nedeni de belirli bir bölgede yosun ve samanlar arasında beslenmesidir.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Büyüme ve inşaat sektörü

Büyümenin ne kadar önemli olduğu, sadece vatandaşlara getirdiği refahla değil,hükümetleri siyaseten mutlu etmesiyle de  anlayabiliriz. Gerçekten de büyümeden, toplumun tüm kesimleri mutlu olur. Halk, daha rahat yaşarken, hükümet azalan işsizlik ve daha az eleştiri nedeniyle mutludur.İnşaat sektörü,beraberinde yüzden fazla sektörü de canlandırdığından, gelir geniş kitlelere yayılmaktadır.

23 Eylül 2011 Cuma

Süt ve Yoğurt

1950'lı yılların ikinci yarısında,Türkiye'de ilkokullarda öğrencilere ve evlere süt tozu dağıtılırdı. Anlatılan da, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde başta çocuklar olmak üzere toplumun çok az süt tükettiği ve zaten sütün dağıtımı ve saklanması için de yeterli teknolojinin olmadığıydı. Gerçekten evlerimizin, büyük çoğunluğunda buzdolabı yoktu. Taze sütü dağıtabilmek için ne dağıtım ağı vardı ne de yol. Gelen bu süt tozu da parayla satılmayıp dağıtılıyordu.

22 Eylül 2011 Perşembe

Rating Şirketleri

İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz döneminde,Rating kuruluşları gerek ülkelere gerekse firmalara verdikleri ratingler dolayısıyla çok fazla eleştriliyorlar.

Çok yüksek Rating verdikleri Yunanistan,İzlanda,İrlanda gibi ülkelerin krizin hemen başında sorunla karşılaşıp adeta batma noktalarına gelmeleri karşısında,işler olup bittikten sonra not düşürme yoluna gittiler.Aynı şekilde kamu borcunun yüksek olduğu İngiltere,İspanya,İtalya ve Portekiz gibi ülkelerin ratinglerinde de çömert davrandılar.

Sistematik Risk

Bankacılık ve sigortacılık gibi halkın parasıyla yaygın olarak iş yapan sektörler,Kamu otoriteleri tarafından sürekli,denetim ve gözetim altında tutulurlar. Bunun temel nedeni, yapılabilecek hataların çok sayıda bireyi ilgilendirmesi ve sonucta toplum ve siyasi iktidarları,altından kalkamayacakları sorunlarla başbaşa bırakmasıdır.Bunu birkaç örnekle anlatmaya çalışayım.

21 Eylül 2011 Çarşamba

Nüklüer Enerji Gerekli mi

Nükleer Enerji yatırımları hep tartışma konusu olmuştur. Özellikle 2011 Mart ayında Japonya'da deprem ve tusunami sonrası Fukuşima nükleer santralinden nükleer sızıntı olması ve uzun süre engellenememesi ,nükleer enerjiye karşı çıkanları fazlalaştırmıştır. Hatta, Almanya bundan sonra nükleer santral yapmayacağını açıklamıştır.

20 Eylül 2011 Salı

Bankacılık saygın bir iştir

Gerek Türkiye'de gerekse dünyada Bankacılık,Finans piyasasının dinamosudur. Sektör, büyümenin kaldıracıdır. Toplumsal gelişmede ve sosyal sorumlulukların yerine getirilmesinde hep öncü rol oynamıştır. Her türlü yeniliğin, toplumda ilk kullanıcısı ve geliştiricisi konumundadır. Çalışma ortamları ve ilişkide bulunulan muhataplar(iç ve dış), diğer sektörlere göre kibar,zarif ve çekicidir.Çalışanların kendini geliştirmesi ve toplumsal saygınlığı hep yüksektir.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Bireysel Bankacılıkta Müşteri Memnuniyeti

Bankacılıkta,son zamanlarda en hızlı gelişen alan,"Bireysel Bankacılık" olmuştur. 1990'lı yılların ortalarına kadar daha çok Şube açarak müşterilerine yakın olamaya çalışan Bankacılık, önce Telefon Bankacılığı arkasından İnternet Bankacılığı ile müşterilerine ulaşmayı başarmıştır. Bireysel Bankacılık da müşteri sayısı milyonlarla ifade edilebilir. Bu müşterilerin memnuniyetini ve sadakatini sağlamak, zahmetli ve yorucu bir iş haline gelmeye başladı.

18 Eylül 2011 Pazar

Merkez Bankalarının yaptıkları yeterli mi?

Avrupa Merkez Bankası, ABD, Japon, İsviçre ve İngiltere Merkez Bankaları  ile birlikte,geçen gün piyasaya ,swap yoluyla da likidite vermek konusunda anlaştılar. Bu likidite sorunu çözebilecek mi?

Doğrusu  pek mümkün görmüyor. Başka kararlarda alınmalı diye düşünüyorum.

16 Eylül 2011 Cuma

Krizde Türkiye

2008 Lehman krizinden bu yana dünya, bundan çıkmaya çalışıyor. Türkiye 2001 krizinden sonra bütçe açığını azaltıp faiz dışı fazla verince, toplam borçumuzun GSMH oranı azaldı. Hazine daha az borçlanmaya başladı. Sonuçta, krizin hasarı az oldu.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Başlangıç

Merhaba,

Uzun süre düşündükten sonra bir blog oluşturmaya karar verdim. Bu da benim ilk yazım olacak.
 Burada ekonomi,Bankacılık,Spor, gezi ve yaşam v.b konulardaki görüşlerimi bulacaksınız.
Açık yüreklilikle,samimi,tartışılabilir,konuları mümkün olduğunca kısa yazmaya çalışacağım.
Uzun çalışma hayatımdaki deneyimlerimden yararlananların olması beni mutlu edecektir
.
Herkese hayırlı olması dileğiyle.

e mail