6 Ocak 2012 Cuma

Tasarruf Oranı

Son zamanlarda 2011 yılı tasarruf oranının GSMH ya oranının çok düştüğü ve % 12 ye gerilediği söylemi sık duyulur oldu. Bu konuda ekonomistlerin bir kısmı, tasarruf oranının aslında bunun üstünde olduğunu ileri sürdüler. Yıllardan beri % 20 civarında tasarruf eğilimi olan Türkiye'de bu düşüşü yorumlamak çok kolay değildi. Bu ekonomistler %78 civarındaki tüketim oranına % 10 civarındaki cari açık eklenerek, geriye kalan %12 nin tasarruf oranı olduğunun söylenemeyeceğini; cari açığın tüketim oranı içinde düşünülmesi gereğini belirttiler.


Teknik olarak nasıl hesaplanırsa hesaplansın,Türkiye de tasarruf oranı genel anlamda düşük çıkmaktadır. Asırlardır, güçlü bürokratik yapısı ve anlaşılması zor yazılı kuralları nedeniyle vergi incelemeleri sonucunda firmalara yüksek cezalar uygulanabilmektedir. Müfettişlerce yazılan bu vergi cezalarına karşı, mahkemede ispat yükümlülüğü yine mükelleflere aittir. Bu nedenle de sermaye birikiminin sürdürülmesi güç olmaktadır.

Diğer taraftan, 1977 den beri çift haneli enflasyon olan ülkemizde, vergiler yıl sonlarındaki nominal kar rakamından alınarak, enflasyon yıpranması dikkate alınmamıştır. Yani sermayeden vergi ödemek zorunda kalınmıştır. 2003 ve 2004 yıllarında enflasyon muhasebesi uygulandıktan sonra çift haneli enflasyon bitmesiyle 2005 yılında buna son verilmiştir. Son 35 yıldaki yüksek enflasyon dönemlerinde uygulanmayan enflasyon muhasebesi, sadece iki yıl uygulanarak sona ermiştir.  Bunun farkında olan piyasa oyuncuları eskiden beri düşük sermaye ile çalışmaya çalışmışlardır.  Bunun  da yeterli olmadığı yerlerde piyasa, kayıt dışı çalışma yöntemini benimsemiş ve vergiye tabi matrahı hiç oluşturmamıştır.

Bu iki husus dolayısıyla, ülkenin gerek GSMH gerekse vergi gelirleri olduğundan daha düşük çıkmıştır. Ekonomik faaliyet ise her zaman, rakamsal büyüklüklerden daha canlı ve derin olmuştur.

2011 yılında, uluslararası piyasalarda yaşanan kriz nedeniyle bollaşan ve ucuzlayan döviz ülkemize de geldi. Kurların az arttığı, TL faizlerin düşük seyrettiği piyasada, Bankaların hane halkına daha fazla kredi vermesiyle tüketim tetiklenmiştir.  Bunun sonucunda büyüme çok olumlu gelişerek muhtemelen % 8 i bulacaktır. Bu büyümeyi elde edebilmek için GSMH nın % 10 u kadar cari açık vermek zorunda kalınmıştır. Ancak yılın ikinci yarısında, uluslararası piyasalarda, yüksek kamu borçları nedeniyle başlayan resesyon, likidite krizine dönüşünce, cari açığımız daha büyük sorun olarak görülüp kurlar yükselmeye başlamıştır. 

Bu ekonomimizi soğutup, tasarruf oranımızı tekrar yükseltebilecektir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder