10 Şubat 2012 Cuma

Ekonomik Büyümemiz

Türkiye'de 2012 itibariyle 787 bin kilometre karede yaklaşık 75 milyon kişi yaşamaktadır. Bu hem yüz ölçümü hemde nüfus olarak dünyada sayılı büyük ülkelerden birisi olduğumuzu gösterir. 

Ülkemizde doğu az gelişmiş olması gelir dağılımındaki adaletsizliğin göstergesidir. Nüfusumuzun yüksek ve genç olması ekonomimize dinamizm verirken, üretimde ekonomik ölçek yakalanarak karşılaştırmalı ucuz ürünlere ulaşmamızı sağlar.


Bu verilerin ışığında bakıldığında ekonomimizdeki en önemli hususun, büyümeyi sağlarken, gelir dağılımını da düzeltme ihtiyacıdır. Sorulacak soru ise bu nasıl sağlanacaktır?

Büyümeyi finanse edebilmek  için yeterli yurt içi tasarruflara sahip olmamız gerekir. Ancak hepimizin bildiği gibi Türkiye de vatandaşın devletin vergi yasalarına karşı duyduğu güvensizlik nedeniyle kayıt dışılık çok yaygındır. Bu nedenle de gerçek tasarrufları görememekteyiz. Kayıt dışılıktan elde edilen tasarruflar, kişinin arzusu göre yurt dışından getirilebiliyor veya içeride ise ekonomiye dahil ediliyor. Böyle bir durumda büyümemizi hızlandırmak amacıyla yetersiz kalan tasarruflar yurt dışından bulunmaktadır. Bu da uluslararası piyasaların iyi olduğu dönemde ekonomimiz hızlı büyürken sıkışık dönemlerde az büyümektedir. Yani sürdürülebilir bir büyümeyi yakalayamamaktayız.

Ekonomimizde, genç nüfusa yeni iş alanları açmak için büyümeyi, dışa bağlı olmadan, sürekli hale getirmemiz gerekir. Buda bana göre, tasarrufların teşvik edilmesi ve belirli sektörlere teşvik verilerek cari açığı azaltılmasıdır.

Şirketlerde olduğu gibi, devletlerde bilançolara hükmeden şey pasifte bulabildiğiniz kaynaktır. Dinamik ekonomimizde kaynak bulundukça kolayca yatırıma dönüştürülmektedir. Tasarrufları arttırmak için öncelikle kayıt dışı ile mücadeleye başlanmalıdır. Tasarruflarda ancak (güven ortamında) reel faiz ve vergi avantajları ile beklenenden fazla artabilir.

Diğer taraftan, genç insanlara gelecekle ilgili umut verebilmek için artan tasarruflarla yatırım yapıp yeni iş sahaları açmak gerekir. Bir de fazla sermayeye dayanmayan, küçük ve aile işletmeleri mutlaka teşvik edilmelidir. 

Gelişmekte olan ülkemizde, eskiden kamu finansman ihtiyacı dolayısıyla artan enflasyon şimdi de hane halkı tüketimiyle yükselmektedir. Enflasyonu düşürmek için çok sıkı para ve maliye politikası izlemek de sosyal olarak doğru olmamaktadır. 

Siyaseten ve vicdanlı bir aydın olarak bir miktar enflasyona razı olup büyümeyi hızlandırmak gerektiğini düşünüyorum. Var olan koşullarda enflasyonumuzu % 5 in altına düşürmemiz pek mümkün görünmemektedir.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder