10 Mart 2012 Cumartesi

1715 sokak

Karşıyaka vapur iskelesinden istasyona giden çarşıdaki sağdan dördüncü sokak, doğduğum 1715 sokaktır.  Bu sokağa eski banka sokağı denirken çarşıdan sonra devam eden kısmına ise yeni banka sokağı denmektedir.


Eski Banka sokağının sonu küçük bir meydana çıkmaktadır. meydanda sola dönüp tantanları (hemzemin geçit)geçince Çocuk yuvasına gelinir. Sokağın devamında demir yoluna paralel dar bir yol bulunmaktadır. Meydanın sağına dönen yol doğruca Alaybey sahiline çıkmaktadır. Meydandan 1715 sokağa (V) yaparak geri dönüp, çarşıya ulaşan eski Ses sineması sokağı vardır.

Eski Banka sokağının önemi , yolun bir tarafına dikilmiş dut ağaçları ile 1960 ların başından beri asfalt olmasından gelmektedir. O dönemde genelde arnavut kaldırımı olan sokaklar karşın 1715 sokak Karşıyaka'da nadir asfalt olandı. Pürüzsüz asfaltta bisiklete binmek çok keyifliydi. Ayrıca dut ağaçlarının yapraklarını yiyerek büyüyen ipek böcekleri yetiştirmek o dönemde hepimizin uğraşısıydı.

1960 larda banka sokağını kesen, yazlık Zafer sineması sokağının bir köşesinde iki katlı bahçeli evde daha sonra İsrail'e göç eden Musevi bir ailenin yaşadığı ev vardı. Diğer tarafında Dr.Bozoklar'ın büyük bir bahçe içinde palmiyeli araba yolu  ve havuzu olan köşkü vardı.   Sadece   iki tane üç katlı  apartman  vardı. 

Benim doğduğum eski Rum evi, ikiz yüksek tavanlı,  arkada bahçesi ve tulumbası olan bir evdi. Evin altında kömürlük bulunurdu. 50 m arkamızdaki demir yolundan tren geçince ev sarsılırdı. Geçen trenlerin banliyö veya Ankara Ekspresi olduğunu saatleri ile bilirdik. Zaman zaman rötar yapmasını merak eder kulak kesilirdik. Doğduğum ev,1970 lerin başında yıkılarak apartmana dönüştü. Bu ritüeller artık  yapılamamaktadır. 

Bitişik evimizin yanında Sami Beylerin   yazlık İpek sineması vardı. Yaz akşamları kapı önünde eşiğe veya sandalyelere oturarak sinemaya gelenler ve filmin sonunda dönenleri seyrederdik. Çaylar demlenir, sinema önünde çay bardağı ile satılan çiğdemler çitlenirdi. Komşularla kapı önü gece sohbetleri çok yaygındı.

Evin diğer yanındaki eski Rum evinde ise yaşlı bir rum teyze yaşıyordu.  Karşımızda ise İtalyan levanten bir aile yaşamaktaydı.  Evimizin arkasında, tren yolunun kenarındaki evlerde 1940 ların sonunda ve 1950 başlarında bugünkü Makedonya'dan gelmiş Arnavutlar yaşardı. Burada bir de Giret'ten gelmiş iki aile yaşardı. Biz onlara Kritikos derdik.


Karşımızda ise Bisikletçi Şele Kardeşler(Yılmaz ve Mehmet Şele) ile Altınmakas terzisi vardı.  Kısa pantolon ile yazlık siyah deniz şortlarımızı ve koleje başlarken takım elbiselerimizi dikmişti.


O dönemde artan nüfus nedeniyle,yeni yapılan su dağıtım şebekesinden sonra kaliteli Yamanlar suyu sadece sabahları bir saat verilmeye başlanmıştır.  bugünlerde satın aldığımız damacana suları gibi yamanlar suyu, içme suyu olarak depolanmaya başlamış ancak birkaç yıl sonra oda kesilmiştir.

Banka sokağında, bisiklete binmek   yaygın olduğundan 3 adet bisikletçi dükkanı vardı. Bunlar bisiklet tamiri yanında kiralaması da yaparlardı. Bisikletle sahilden genellikle Çamlık'a kadar gidilirdi. Deniz Bostanlı'sına kadar marul tarlaları arasından gitmek ise arada yapılan  zevkli macera idi. 

Bugün bu sayılan ayrıcalıkları kaybolmuş sokak, trafiğe kapatılarak çarşıya dönüşmüştür. Sokak tamamen apartmanlarla kaplanmış bahçeler yok olmuştur. Artık ikamet etmek zorlaşmıştır. Sadece anılarda kalmaya ve  yok olmaya doğru hızla gitmektedir.

3 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuç Halil'ciğimş. Evimiz ve sokağımız bir resim gibi gözümde canlandı.

    YanıtlaSil
  2. Benim sokağımda 1709 sokak diğer adıyla Santral sokağı.Santralın yanındaki 3 katlı mavi sütunlu evin zemin katında Mösyö Paul'ün kiracısı olarak 12 yıl oturduk.Ben o evde doğmuşum.Sokağın mavi köşe ile kesiştiği noktada yazlık Duygu sineması vardı.Beni de eski çocukluk günlerime götürdün Halilcim.Eline ,zihnine sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Her ikinize de teşekkürler. Ama güzel günlerdi. KSK ne kadar medeni idi.

    YanıtlaSil