3 Mart 2012 Cumartesi

Kuba

Şubat ayında, uzun bir uçak yolculuğundan sonra gece indiğimiz Havana'da ılık hava bizi karşıladı. Sokak lambalarının çoğunun yanmadığı karanlık bir şehirle karşılaştık. Elektrik sadece, Venezüella'dan ithal edilen petrolden elde edildiğinden, tasarruf yapılıyor izlenimi edindim.  



 Havana kaleden

 Havana kalesi

 National Oteli
1959'da Fidel Castro ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği devrimden önce 1958 de yapılmış olan 25 katlı eski Hilton(Havana Libre) Otelinde yerleştik. Beş yıldızlı olmasına rağmen mobilya, doğramalar ve halıları eskimiş ve rutubet kokmaktaydı. Ancak otelin çapraz köşesinde devamlı kuyruk olan Coppelia dondurma parkı bulunmaktadır. Colonial çağdan kalma National otel mutlaka ziyaret edilmeli.















 Batista'nı Sarayı


 Batista Sarayı içi
Şehir gezimize devrim meydanı ile başladık. Fidel Castro'dan önce devrim yapmaya çalışan ve başarılı olamayan düşünür Jose Martin heykeli geniş meydana hakim bir anıt. Meşhur 1 Mayıs törenleri burada kutlanmaktaymış. Etrafındaki iki binada Fidel ve Che'nin demirden yüzleri çizilmiş ve altına sözleri yazılmış. Öğrendiğime göre, Küba'da vefat etmemiş kahraman ve ünlülerin heykel,  büst ile resimleri asılmamaktadır.


 Capitol
Washington DC'deki Capitol binasının çok benzeri olan bina halen müze olarak kullanılmaktadır.Burada 1950 yıllarına ait  Chevrolet ve plymouth marka arabalar dikkatinizi çeker. Hala çalışmakta olan arabaların motorlarının komple değiştiği anlaşılmaktadır. Daha sonra 1958 yılı sonunda kaçan son Başkan Batista'nın sarayını gezdik. Küçük, görkemli bir saray.







 Ambos Mundos Oteli
Batı ülkelerinde Havana'yı çok ünlü yapan, Amerikalı yazar Ernest Hemingway'in 1930 larda 511 nolu odasında birkaç yıl kaldığı ve çatısında mohito'sunu içtiği Ambos Mundos oteline gittik. Eski şehirde İspanyol kolani mimarisinin zerafeti devam etmektedir. Ancak bu binaların bazıları bakımsız ve haraptır. Unesco tarafından tarihi miras ilan edilen  eski şehirde bazı binalar ise bakımlı ve gösterişli olarak durmaktadır. Otelde mohito içilip yemek yenmesini tavsiye ediyorum.


Otelden çıkıp yürüdüğünüz de Plaza de Armas da, Koloniyal Vali Konağına gelinir. Orta avlusu ile dört tarafı kapalı binanın önündeki sokak, geçen at arabalarının tekerleklerinin çıkardığı  sesi azaltmak için tahta yapılmıştır. 


Katedral meydanı ile San Francisco Meydanları tipik Avrupa şehir meydanlarına benzemektedir. Tüm bu sokaklar yürüyerek gezilmelidir. Tropicana'da kabare,Floridas Bar da içki, Bona vista social Club'da caz dinlenebilir.


 evrim tablosu
 Mağara içindeki göl
Küba'da müzik ve dans özel bir önem taşır. Salsa,rumba,mambo,cha-cha-cha Küba'nın dünyaca bilinen müzik ve ritimleridir. Vurmalı çalgılı olanlara Afro_American deniyor.


Havana'nın batısında Vinales vadisinde Pinar del Rio'da puro fabrikası(daha büyüğü Havana'da) ile rom fabrikaları görülebilir. Vadilerdeki mağaraların içindeki göllerde tekne ile bir yerden girip diğer yerden çıkmak mümkün. Bu dağların birisinin üzerine 120x180 m.boyutlarında evrim tablosu da ilgi çekici.
 Elle Şeker kamışı suyu çıkarma











Atlantik kıyısındaki Havana'dan güneyde Karayip denizin kenarında büyükçe bir koyda kurulu olan Cienfuegos'a giderken şimdi çalışmayan Australia isimli şeker kamışı fabrikasında hoş vakit geçirdik. Sömürge döneminin zengin bir şehrin olan Cienfuegos 17 yy Fransız ailelerin yerleşimi dolayısıyla Fransız şehri sayılıyor. Meydanı Unesco korumasındaki şehirde Venezüella'lı Thomas Terry'nin 1989 da yaptırdığı muhteşem tiyatro hala faaliyetine devam etmektedir. Körfezdeki Lagün otelin yanındaki Elhamra sarayının benzeri de ziyaret edilmeli.


 Cienfiegos'taki otel
Sömürge dönemindeki tarımsal üretimde (şeker kamışı, pirinç, tütün, kahve)  ikinci önemli şehri olan Trinidat, tek katlı eski binaları ve taş arnavut kaldırımlı  sokaklarıyla hala ilginç. Tepedeki kiliseye çıkan yollardan birisinin iki tarafı resim galerileriyle dolu. Burada resim alınabilir.


 Trinidat'ta özel restaurant
Şehirden 10 km uzakta "Vale de los Ingenios'taki", İznaga ailesine ait eski köşk ve çalışmayan şeker kamışı fabrikasında yemek yedik. Küba'da genel olarak yemekler kötü. Ancak domates ve muzlar çocukluğumuzdaki lezzetlerini halen koruyorlar. 


Trinidat'ta Canchanchara cafede rom, soda ve balla yapılan aynı isimli içkimizi yudumladık.


1990'larda Sovyetlerin çözülmesinden sonra aldıkları subvansiyonlar kesilen Kuba,  girdiği ekonomik krizden çıkmak amacıyla turizme açılmış. Trinidat ve Varedero bölgesine yeni oteller yaptırmış. Düz sazlıkların önünde bakir kumsal kenarlarına yapılmış olan 3 ve 4 yıldızlı tatil otelleri İspanyol firmalarla birlikte her şey dahil sistemiyle çalıştılıyor. Ucuz tatil yapmak isteyen Kanadalılar otelleri doldurmuş durumdalar.Bizim de kaldığımız, 3 yıldızlı Club Amigo Ancon otelinde Kanadalılar, uçak ve her şey dahil kişi başı 1300 $ 15 gün kalabiliyorlarmış.


Trinidat'tan Atlantik kıyısındaki Varedero'ya giderken yolda Che'nin, Batista askerlerini yenerek, devrimi başarıya ulaştırdığı Santa Clara'ya uğradık. O dönemde Coca cola'nın fabrikalarının bulunduğu şehirde, Che ve 42 arkadaşının anıt mezarı bulunmakta. 


İnce ve uzun bir yarımada olan Varedero'daki, oteller ve hizmet batıdan alıştığımız standartlarda. Deniz ve mercan kayalıkları görülmeye değer. 


 Varadero sahillerinden manzara
Buraya kadar gördüklerimi turistik olarak sizlere anlatmaya çalıştım. Son derece güvenli ve ucuz olan Küba müzik ve mimarisi ile öne çıkıyor. Halkının kolay kabul etmeyen yapısıyla çağımızda hala karne ile her şeyin alındığı, ünlülerin ve yakınlarının medyada yer almadığı, romantik bir ülke. 


Doğa ve çevre korunarak temizlik ve hayatı kolaylaştıran teknolojiler arttırılırsa cazibesi daha da artacaktır.

































3 yorum:

  1. Halil abi,Cuba gezimizi çok güzel özetlemişsiniz ellerinize sağlık,fotoğraflarla güzel Cuba'yı bir kez daha gezdim teşekkürler :)

    Hazel

    YanıtlaSil
  2. Güzel insan Mehmet Eroğlu'nun nesi olursunuz bilemiyorum!
    Kuba'yı kısa,sade ve güzel anlatmışsınız.Anlayışınıza sığınarak bir ekleme yapmak istiyorum:Kara mermerlerden oyulma heykellere benzeyen dik,özgür,güzel ve kibirsiz kadınlarını atlamışsınız...
    Teşekkürler,ellerinize sağlık.
    Günay Uslu

    YanıtlaSil
  3. İlginize teşekkürler. Mehmet Eroğlu abim.

    YanıtlaSil