27 Nisan 2012 Cuma

Seninle güzel

Her ikisi de aynı hastanede birlikte doktorluk yapıyorlardı. Erkek önümüzdeki yıl profesör olacaktı. Dalında iyi bir doktordu. 

Kız okulu bitirdikten  iki yıl sonra  ihtisas sınavını kazanarak, iki yıl önce hastaneye  gelmişti.  Güzel, hırslı ve ataktı. Amaçlarını gerçekleştirmek için çok çalışıyor ve  geleceğinden başka şeylerle ilgilenmiyordu.  Nöbeti olmadığı geçeler yalnızlıktan sıkıldığın da  kariyerini düşünerek aklını dağıtmaya çabalıyordu. Kendini hep kontrol altında tutuyordu. Üniversiteden beri erkek arkadaşı olmamıştı. Çekici olmasına rağmen,erkekleri bir türlü beğenmiyor ve bunun kariyerini olumsuz etkileyeceğini düşünüyordu.


Hocasıyla çalışmaktan mutluydu. Ondan çok şey öğreniyordu. Hem mesleğinde hem de özel hayatında saygı duyulacak birisiydi. Bir gün, yurt dışında yapılacak bir kongreye  katılması konusunda hocasından teklif alınca büyük bir keyifle kabul etti. İlk kez uluslararası bir tıp kongresine gidecekti, heyecanlanıyordu.

Kongrenin yapılacağı şehre bir gün önce gittiler. Oteller ve çevre doktor kaynıyordu. Ertesi gün sabahtan akşama kadar toplantıya katıldılar. Akşam verilecek yemeğe katılmak üzere akşam üzeri dinlenmeye çekildiler. 


Yemek öncesi kokteyle inip diğer doktorlarla konuşmaya başladı. Kısa süre sonra kız geldi.   Saçlarını yaptırmış şık ve geceye uygun parlak bir bluzla koyu bir etek giymişti. Topuklu ayakkabı onu olduğundan uzun ve  çekici yapmıştı. Zarif ve havalı duruyordu. Onu böyle bir ortamda ilk kez görüyordu.


Yemekten  sonra arkadaşları ile  kulübe gittiler. Geç saatlere kadar içki içip sohbet ettiler. Hocasının iş dışındaki, entelektüel ve sosyalliği onu rahatlatmıştı. Otele dönmek için taksiye bindiklerinde kız, hocasının hoş ve yakışıklı biri olduğuna alkolün de etkisiyle emin olmuştu. 


Otelde ayrı katlarda kalıyorlardı. Asansör, önce kızın katında durdu. Dışarı çıkarken "çok güzel bir geceydi, teşekkür ederim" dedi. Adamın tam kapı kapanırken,"sen olduğun için güzeldi" dediğini duydu. Heyecanlanmış fakat yanıt verememişti. Davetkar cümleye aynı şekilde karşılık vermesi gerektiğini düşünerek odasına gitti. İçi içini  yiyordu. Bu iltifata yanıt vermeliydi. Bir kere olsun iyi kız olmasa ne olurdu. Kısa mesaj atsa nasıl anlar diye düşüncelerle yatağa yatıp boğuşmaya başladı. Bir yanı mutlaka mesaj atmak isterken diğer kuralcı yanı cesaret edemiyordu.  Yarım saat kadar yatakta kıvrandıktan sonra  "Her şey sizinle güzel" diye mesajı attı. Kurallarını bozmuştu, kalbi hızlı atıyor ama içi huzurluydu. Tüm beklemesine karşın ne yanıt ne de  telefon gelmiyordu. Kendisine kızarak ve utanarak uyudu.


Sabah erkenden kahvaltıya indi. Hocası gelince acaba ne diyecek diye  merakla bekliyordu. Biraz sonra hocası geldi ama yüzüne bakamıyordu. 


"Kusura bakma akşam hemen uyumuşum, mesajını sabah gördüm. Yoksa seni mutlaka arardım" dediğini duydu.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder