23 Mayıs 2012 Çarşamba

Kır Düğünü

Eskiden, kasaba ve köylerde kışın düğün yapacak kapalı alan olmadığı için Ege'de düğünler genellikle yaz ve bahar aylarında açık alanda yapılırdı. Sonraları buna kır düğünü denmeye başlandı.


Bu düğünlerden önceki gecelerde  kadınlara dönük kına gecesi yapılırdı. Kına da gelin ve katılanlardan isteyenlerin ellerine kına yakılırken kadınlar kendi aralarında dans edip, şarkı söyleyip  eğlenirlerdi. Benim çocukluğumda kına gecelerinde kadınlar ud ve keman çalıp şarkı söylerlerdi. Daha sonraları dışarıdan çalgıcı getirtilmeye başlanmıştı. Doğal olarak pikap ve teybin ortaya çıkmasıyla bu eğlence evrimleşti. Kına gecelerinde, oğlan analarının kızlara dikkatlice bakarak gelin adaylarını saptamaya çalıştıkları söylenirdi. 

Resmi nikahtan sonra yapılacak düğün esasen erkeklerin eğlencesine dönük olurdu. Yemekli olan bu düğünlerde yemekleri kalabalıklara pişirmeye alışık  kadınlar yapardı. Öncelikle yemeğe katılacakların sayısına göre bir veya iki koyun kesilirdi. Yemek yapma bir gün önceden başlardı. Yapılacak yemeklerin bir ritüeli vardı. 

Akşamüzeri yemek, et suyu çorba ile başlardı. Bunu etli patates, patlıcan musakka, salata, cacık, et, bulgur pilavı ve keşkek takip ederdi. zeytinyağlı bamyadan sonra yaprak sarma, taze fasulye nohut ve pirinç pilavı ile börek izlerdi. Tatlı olarak irmik helvası ve meyve ikram edilirdi.

Düğünün yapılacağı ağaç altı düzlüğe konu komşudan alınan tahta,demir ve sonraları plastik masalar konulur erkekler masalara otururdu. Kadınlar düğün evi bahçesinde yerlerdi.Yemekler tek tabak içinde gelir herkes o tabaktan yedikten sonra kalkardı. Kadınlar yemeklerin yapılması, tabaklara dağıtımı  ve bulaşıkların yıkanmasıyla ilgilenirken delikanlılar servis yapmakla uğraşırlardı. 

Damat ve gelin ayrı bir masada oturup yemek yerlerdi. İçki içecek olanlara  yemek haricinde, başlangıçta peynir salata ve kavun ikramıyla başlanırdı. Normal yemekler bittikten sonra dört beş içkiye devam eden masaya servis devam ederdi. 

Öğleden sonra başlayan davul zurna müziği ile erkekler başta damat olmak üzere oynamaya başlarlardı. Bazen damatla beraber bazen yalnız dans edilirdi. Dans başladığı andan itibaren kadınlar dahil herkes toplanıp dans edenlere el çırparak eşlik ederdi. Sevgililer, gençler birbirlerini sıcak sosyal ortamda görünce, coşku daha da artardı. Genç kızları etkilemeye çalışan delikanlılar en estetik figürlerle dans ederlerdi. Kapalı toplum olunmasına karşın, o dönemdeki bu tip törenlerin ardından birbirine aşık olanlar olurdu.

Alkolün dozu arttıkça "havamı değiştirdin" diye erkekler arasında çıkan tartışmalar anneleri ve eşleri rahatsız ederdi. Zaten düğünlerin tek olumsuzluğu birisinin istediği şarkı çalarken bir başkasının onu değiştirtmesi olurdu. O da kısa sürede tatlıya bağlanırdı.Her düğünde  mutlaka harmandalı oynanır ama gece halay çekerek son bulurdu. 

Düğün sonrası, eve dönerken yolda düşüp yüzünü gözünü çizdirenler eksik olmazdı.Buda akşamın eğlencesinin kanıtı olarak kabul edilirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder