14 Haziran 2012 Perşembe

Avrupa Krizi

Haziran ayı başlarında IIF in Kopenhag'da yaptığı bahar toplantısına katıldım. Üst düzey bankacılarla, kuzey ülkelerinin Maliye bakanları ile Danimarka başbakanı katıldı.  Yunanistan eski Başbakanı ve ECB'nin eski Başkan yardımcısı Lukas Papademos konuşmacı idi. Edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplantıdaki konuşmacılar genel olarak kuzey ülkelerinin(Hiçbiri euro bölgesinde değil) iyi olduğunu. Bu krizden en az etkilendiğini belirtirken, krize karşı ne tedbirler aldıklarını anlattılar. Danimarka,Norveç'in petrol ihraç eden ülke olması ve İsveç'in gelişmiş sanayi ve elektronik sektörleri, dikkati çekmekteydi. 


Polonya Avrupa'da en iyi konumda olduklarını, kamu borcu makul seviyede olması ve sanayi ve genç nüfusu ile AB de ayrıştığını iddia etti.

İtalya,İspanya gibi ülkelerdeki kamu borç sorunun aşılması amacıyla yapılması gerekenlerden bahsetmek yerine yapılmış olanlardan konuşuluyor. Euro bölgesinin güçlü ülkeleri Almanya ve Fransa tam anlaşamasalar da sorunlu ülkelerin  öncelikle kendilerinin sıkılaştırma tedbirlerini almaları daha sonra kendilerinden yardım istenmesinin doğru olacağını hissettiriyorlardı.

Papedemos yaptığı uzun konuşmada, Yunanistan da işlerin iyiye doğru gitmekte olduğunu belirtti. AB nin desteğinden sonra alınan yardımların yanında, Yunanistan'ın kemer sıkmasıyla bütçenin küçülmeden açığın yarı yarıya azaldığını anlattı. Esas söyleyeceklerini sona saklayarak; 17 Haziran seçimlerinden sonra iktidara geleceklerin eurodan çıkmadan, öncekiler gibi kemer sıkmaya devam edilmesini önerdi.

Yüksek kamu borcu nedeniyle zor duruma düşen AB ülkelerinin Bankaları, taşıdıkları bu ülke tahvilleri nedeniyle,  zarar ettiler. Söz konusu bankaların zarar sonrası, sermayeye ihtiyacının kısa sürede giderilmesi gereği   anlaşılmaktadır.. 

Gelişmiş AB ülkeleri başta olmak üzere birçok Banka geçmiş dönemde şu anda krize giren ülkelere gereğinden fazla kredi vererek ülkelerinin bu ülkelere ihracat yapmasına yardım ettiler. Diğer bir ifade ile verdikleri borçla o dönemden başlayarak hem faiz geliri elde edip hem de ihracatla kamu ve özel sektör olarak kar ettiler. Sonuçta kendi refahlarını daha da büyüttüler.

Kriz şu ana kadar, euro bölgesi ülkerinde para politikaları ile çözülmeye çalışılıyor. Ancak euro bölgesindeki ülkeleri gelişmişlikleri farklı olduğundan para birliği bu dönemde güçlü ülkelerin aleyhine işlemektedir. Bu nedenle de Almanya büyüme modelini değil kemer sıkma yoluyla, ekonomik sıkıntıdaki ülkelerin kendi diyetlerini ödemelerini istemektedir. AB bundan sonrası için Bankalar Birliği kurup o kanalla bankaların bilançolarını kontrol altında tutmak istiyorlar.

Büyüme modeli seçilerek, gelişmiş euro ülkelerinin güç kaybetmesi fikri ile kemer sıkma yoluyla ekonomik güçlük içindeki ülkelerin fedakarlık yapması fikri halen tartışılmaya devam etmektedir.

2008 de ABD de Lehman Brothers'la  başlayan krizin, AB de yoğun olarak devam ettiğini görüyoruz. Bu krizin kısa sürede geçmesinin kolay olmadığı kanaatindeyim.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder