24 Eylül 2012 Pazartesi

Özgür Gelecek

Anadolu'nun nüfusu az sevimli bir şehrinde doğmuştu. Esnaf bir babayla,ev kadını bir annenin büyük kızıydı. Çocukluğunu geleneksel çevrede kıt imkanlarla fakat özgürce yaşamıştı. 


İlkokulda çalışkanlığı, zekası ve hırsıyla hemen öne çıktı. Öğretmenlerinin ve teyzesinin ısrarıyla devlet parasız yatılı sınavına girip kazandı. 12 yaşında küçücük bir çocuk olarak ailesinden ayrı İzmir'e okumaya geldi. Gerçi  teyzesi İzmir'deydi. Ancak yatılı okuyacak olması ve ilk kez ailesinden ayrı kalması, onu korkuyordu.

İlk günleri hem yatılılığa hem de okul ve yeni arkadaşlarına alışmakla geçti. Özellikle parasız yatılı bir kaç öğrenci dışındakiler onlara göre daha varlıklı, şımarık ve agresiftiler. Kısa sürede kişilik mücadelesinin çok sert ve kırıcı olduğunu fark etti. Bunu aşabilmek ve kendisini kabul ettirebilmek için  derslerinin çok iyi olması gerektiğini biliyordu. 

Hazırlık sınıfını başarıyla geçti. Yaz dönüşü boyu uzamış ve serpilmişti. Boşnak olmaları nedeniyle sarı saçları ve uzun boyu ile sadece kendi sınıfındakilerin değil üst sınıftakilerin de dikkatini çeker hale gelmişti. Sınıfta çalışkanlığının yanına güzelliğini de ekleyerek arkadaşlarına kendisini kabul ettirdi. 

Her ortamda güzellik ve aklını kullanarak dikkatleri üzerine çekmeyi alışkanlık haline getirmeye başlamıştı.Bir anlamda küçük yerde yetişmenin onda yarattığı tedirginliği, güzelliği ve çalışkanlığı ile aşıyordu. Özellikle ortamda en dikkati çeken kişiyi hedef alıp ilgiyi kendine yönlendirmeyi amaçlıyordu. Güzelliğiyle erkeklerin ilgisine yanıt verip, kısa süre sonra onları bırakıyordu.

Liseyi bitirdikten sonra, üniversiteye İstanbul'a gitti. İlk günden yakışıklı ve varlıklı bir oğlanla flört etmeye başladı. Erkek arkadaşı varken de başkalarını etkilemekten keyif alıyordu. Adeta sürekli iltifat almaktan ve ilgiden içten içe keyif alıyordu.

Okul bitince erkek arkadaşı ile nişanlandı. Ancak erkek arkadaşı okulu bitirmeyip babasının işinde çalışmayı tercih etmişti. Buna rağmen bir süre sonra evlendiler. 

Kız çok uluslu bir firmada pazarlamacı olarak işe başladı. Basamakları sırasıyla çıkarken, iki çocuk sahibi oldular. Çok seyahat edip iyi para kazanıyordu. Eşi ise tam tersi, babasının işinde başarılı olamadı. Babası şirketi tekrar geri almak zorunda kaldı. Artık işe de gitmiyordu. Kız çok yoğun çalışmasının yanında hem çocuklarına hemde eşine bakmak zorunda kalıyordu. Kocası ise hiç bir girişimde bulunmuyordu. Adeta eşinin başarılarının altında ezilmişti. Bunu kendine bile itiraf etmekten  çekinirken, hırçınlıklarını artırmıştı.

Hayatta sürekli olarak mücadele ederek başarılı olup belirli yerlere gelmiş olduğunun bilinciyle, yeni bir hayat kurmaya karar verip eşinden boşandı. 

Artık sadece iyi aile kadını değil,  çalışan özgür bir   kadındı.




2 yorum:

  1. Hikayenin örüntüsü biraz zayıf kalmamış mı sizce de, hikayenin sonunda vurucu bir cümle kullanabilmek için yazılmış sanki tüm o cümlelerin tamamı...
    Eğer kadınlığa övgü ise yazının amacı, biraz
    daha özene ihtiyacı var hikayenizin...

    YanıtlaSil
  2. İlginize teşekkürler. Gerçeğe çok yakın bir öykü diyebilirim.
    Son cümleyi beğendiğinize sevindim...

    YanıtlaSil