11 Şubat 2013 Pazartesi

Gençlik

Üniversiteye başladıktan kısa süre sonra çoğunluğu büyük şehir çocuğu olan arkadaşlarıyla bir grup oluşturmuşlardı. Derslerin olmadığı zamanlarda  gezmeyi kafelerde oturmayı çok seviyorlardı. Sayıları ona kadar çıkan kızlı erkekli grup yeni gelen hiç bir filmi kaçırmıyordu.  Bazen günde iki sinemaya gittikleri de oluyordu.


Oğlan, gruptaki uzun boylu, düz kumral saçlı, alımlı kızdan ilk gördüğü andan itibaren hoşlanıyordu. Kız da ona karşı ilgisiz değildi ama çıkmıyorlardı. Oğlan ilgisini belli etmesine karşın kız dalgalı bir tavır sergiliyordu. Bazı günler, gruptan ayrılarak voleybol antrenmanına gidiyordu.

Bir öğleden sonra, sinemaya gittiler. Kız oğlana yanına oturması için işaret edince, oğlan sevinçle yanına oturdu. Filmi izlemekten çok, kızın her hareketini dikkatle takip ediyordu. Filmin gerilimli bir anında kız sıçrayarak iki eliyle oğlanın kolunu tutup başını arasına gömdü. Oğlanda hemen eliyle başını tutarak ona cesaret verdi. Kız, ürktüğü sahne geçince, şükran duygularını ifadesi olarak, eliyle gizlice kolunu tekrar tutunca bundan cesaret alan oğlanda kızın elini tutarak ona yanıt verdi. Filmin sonuna kadar da bırakmadı.

Bir şekilde el ele tutuşmuşlardı. Bu, çıkmaya başladıklarını mı gösteriyordu?  Film bitince, kız hiç bir şey olmamış gibi ayrılıp evine gitti. Oğlan kızın davranışına anlam verememişti ama umudunu koruyordu.

Kız, voleyboldaki kız arkadaşlarıyla takılmaya başladı. Okul grubunu boşlamıştı. Voleybolcu arkadaşının  tıp fakültesinde okuyan abisiyle yakınlaşmaya başladı. Kız doktorun çıkma teklifini kabul edip, oğlanı arkadaşlarına tanıştırdığında, her şeyi daha net gördü.

Bir türlü isimlendiremedikleri ilişkisi, başlamadan bitmişti. Üzülmüştü. Kendine unutacağını telkin ediyordu ama sınıf arkadaşı olarak sık sık görüyordu. Zaman bunu da çözecekti.

Okul bitince kız doktorla evlenip İstanbul'a yerleşti. Oğlan mühendis olarak şantiyelerde başladığı hayatına kendi işini kurarak devam etti. Zamanla, işleri gelişip büyüdü. İstanbul'da daha uzun kalabiliyordu. Bu arada, evlenip iki çocuğu oldu. İşinde ve özel hayatında mutluydu.

Üniversite arkadaşlarından birisi, eski okul grubunu bir araya toplamak istediğini ilettiğinde acaba o gelecek mi diye düşündü. Uzun süredir görmemişti. Okuldan sonraki hayatı nasıl geçmişti?
Acaba hala eskisi gibi güzel miydi? Nasıl davranacaktı?

Toplandıklarında,  geçen zamanın herkesi ne kadar değiştirdiği gerçeği  ile karşılaştılar. Erkeklerin bir kısmı şişmanlamış veya saçları dökülmüşken, kadınlar gençliğin masumiyetinden kadınlığın dinginliğine ulaşmışlardı. O ise hala çekici ve güzel ve kendisine karşı sıcaktı.  Zaman onu daha cazibeli hale getirmişti. İlk görüşte insanı etkiliyordu. Hasretle öpüşüp hararetle sohbete koyuldular.

Arada ıskalanan yıllarda, çoğunluk evlenmiş ve çocuk sahibi olmuştu. Hatta bazıları birden fazla evlendiği gibi bir kısmı da boşanmıştı. Kız ise doktor eşinden ayrılmış, babasının bakmak ve şehir değiştirmek amacıyla   kızıyla Ankara'ya gidecekti. Oğlan, kıza karşı sevgisinin, dostluğa dönüştüğünü hissediyordu. Ama yine de gençlikteki ani ayrılığı unutmamıştı. Alınan telefon numaralarından sonra daha sık buluşma kararıyla ayrıldılar.

Bir hafta sonra, kızdan gelen telefon üzerine hemen buluştular.  Kız eşinden sorunlu olarak ayrıldığını, oğlunun babasıyla kalmayı seçerken kızının kendisini tercih ettiğini ve hasta olan babasının bakımı için hayatını erteleyeceğini anlattı. İşinden ayrılmıştı. Bu kadar  karamsar tablo ancak eski güzel günler konuşularak giderildi. Evlilikteki sıkıntıları anlattıktan sonra, okuldaki güzel günleri konuşarak günü sonlandırdılar.

Kız Ankara'ya yerleştikten sonra sık sık telefonla görüşür oldular. Sürekli olarak "Ankara'ya gelirsen mutlaka ara" diyordu.

Bakanlıkta halledilmesi gereken bir iş dolayısıyla Ankara'ya gitmeden önce aradığında akşam yemeği için sözleştiler.

Oğlan akşamüzeri uçaktan inince  telefon etti ama açılmadı. Kısa süre sonra telefonu çaldığında, kız "sen aradığında banyodaydım, açamadım" dediğinde, oğlan akşamın uzun süreceğini anladı. Saati ve yeri karalaştırıp hemen otele gitti.

Aceleyle duş alıp tıraş oldu. Temiz bir gömlek ve kazak giydi. Aynada kendine baktı. Uzun süredir hissetmediği karışık duygular içindeydi. Kendini yadırgıyordu. Yıllar önce ilişkilerini konuşmayıp sonlandıran kızla yemeğe çıkacaktı.

Kızın,ısrarla beraber olma isteği, oğlana, yıllar öncesi  terk edilmiş olmasının izlerini silebilme imkanı verecekti. Artık  buluşmak için o daha fazla çaba harcıyordu. Acaba, pişmanlık mı duyuyordu? Yoksa şu anki yalnızlığını eski arkadaşıyla mı dolduracaktı?

Lokantada şarap eşliğinde anılarla, güzel bir yemek yediler. Eski gençlik günlerinden, birbirleri için değerlerinden bahsederek  hoş vakit geçirdiler. Yemek bitince hiç konuşmadan doğruca otele gittiler.

Odaya çıktıklarında kız hasretle oğlanı öptü.  Oğlan, kızı oturttuktan sonra bir içki ikram etti. Kız sevişmek istiyordu ama oğlan uzak duruyordu.

Oğlan,  " üniversitede seninle beraber olabilmek amacıyla çok çabaladım ama olmadı. Sen bizi erteledin.  Şimdi ise, geçmişi canlandırmamız mümkün değil. Bundan böyle, sevgili değil ancak dost olabileceğimizi bilmeni istiyorum." dedi.

Kız hıçkırarak ağlamaya başlayıp, geçmiş hataların bedeli bu kadar ağır olmamalı diyerek odadan çıktı.






3 yorum:

  1. Siz gençliğinizde hiç hata yapmadınız mı? O kız sadece maçta sizin elinizi tutmuş o kadar.. Ya siz? Yedin içtin buluştun.. Sende aynı şeyleri yapmışsın.. Madem öyle ne diye kızı otele götürdünüz.. Kusura bakmayın ama al sana "bir ö......" daha... Siz hala bu yaşa gelipte sevişmenin ne kadar kutsal olduğunu öğrenememişsiniz galiba.. Haa, ismime bakıp bayan zannetmeyin..
    Üzüldüm şimdi.. İçim acıdı... Keşke okumasaydım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz biraz sert. Bu gerçek bir öykü değil ki. Siz kişiselleştirmişsiniz.Sevişmenin kutsallığına katılıyorum.Oğlan değil kız otele götürüyor. Gene de İlginize teşekkürler.

      Sil
    2. Tepki size karşı değil, yapılan hataya, hatanın bizzat kendisine karşı... Niteleme noktalarını sayarsanız beni bağışlayacağınıza eminim. Evet biraz sert kaçtı. Özür dilerim.... Ama sevgi o kadar zor bulunan şey ki.. Birde O kadar başarılı ve güzel yazmışsınız .Kendimi kaybettim.Tekrar özür dilerim.. :-)
      Sevgi ve Saygılarımla..

      Sil