10 Mart 2013 Pazar

Bankalara Haksız ceza

Geçtiğimiz 8 Mart Cuma günü, İMKB kapandıktan sonra, Rekabet Kurulu 12 Bankamıza toplam 1.116 milyar TL ceza verdi.
Rekabet Kurulu

Soruşturma, kredi kartı ihraç eden bankaların kredi kartı alışveriş ve gecikme faizi oranlarını da kapsayacak şekilde faiz oranlarını anlaşarak belirlediği iddiaları üzerine, Kurul’un, mevduat, kredi ve kredi kartı olmak üzere tüm faiz oranlarının birlikte belirlenip belirlenmediği yönünde başlattığı ön araştırma sonucunda, açılmıştı.


Kurul, mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ”Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” maddesinin ihlal edildiğini belirledi.

Buna göre, Gayri Safi Gelirlerinin:    
%1.5 oranında 3 bankaya 

                                 Milyon TL
Garanti Bankası     213.4 
Akbank                      172.2
Yapı ve Kredi           149.9

%1 oranında 5 bankaya

Ziraat Bankası         148.2
İş Bankası                 146.6
Halk Bankası               89.7
Vakıflar Bankası          82.1
Finansbank                  54.0

%0.6 oranında 3 bankaya

Denizbank                    23.0
HSBC Bank                  14.8
ING Bank                       12.1

%0.3 oranında 1 bankaya

TEB                                 10.6

ceza verdi.

Bankaların Değerlendirmeleri

Rekabet Kurulu, gerek özel gerekse de kamu bankalarının faizler konusunda anlaştıklarını ileri sürmektedir. Banka Genel Müdürleri ve Bankalar Birliği, cezaların dayanağını oluşturan anlaşmaların varlığını , iktisadi gerçekler doğrulamamaktadır iddiasında bulunmaktadırlar.

Diğer bir ifade ile Bankaların  arasında yapılmış anlaşmalar bulunmamaktadır. Sadece bazı şubelerin kendi aralarındaki telefon konuşmaları veya e-postaları bulunmaktadır. Bankalarımızın Genel Müdürleri, bunların kişisel olduğunu kendilerinin verilmiş bir talimatı  olmadığını ısrarla ifade etmektedirler. Alınan kararları yargıya taşıyacaklarını belirtmektedirler.

Türkiye'de, en şeffaf, uluslararası ve denetlenen sektör olan Bankacılıkta her konuda rekabetin sert ve tam olduğunu hepimiz kolaylıkla görebiliriz. Özellikle birbirlerinden piyasa payı kapabilmek amacıyla, agresif tutum izlediklerini görmek de mümkündür.

Bankalarımız Kartel oluşturarak piyasayı suistimal etmek bir yana, kendi aralarında anlaşma bile yapmamışlardır. Yapmaları halşnde binlerce şubeye bunun yazılı olarak bildirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, hepimizin bildiği gibi  Bankacılık bir itibar işidir. Bu cezalar, gerek yurt içinde kamuoyunda gerekse de uluslararası finans dünyasında, Bankalarımıza  güveni zedeleyebilir. Bunun da ekonomi üzerinde dolaylı olarak olumsuz etkisi olacağı açıktır. 

AB ve ABD de finans kesiminde başlayan ve tüm dünyayı etkileyen krizden Türk Bankaları çok az etkilenmişlerdir. 2001 krizinden sonraki yeniden yapılanmadan güçlenerek çıkan Bankalarımız son 10 yılda büyümemizin en önemli dinamiği olmuştur. Geçtiğimiz yıl dünyada birçok ülke küçülürken, Türkiye büyüyebilmiştir. Karlı ve sağlıklı büyüyen Bankalarımızın yükselmekte olan itibarlarının korunması herkesin görevi olmalıdır.

Rekabet yasası, esas itibariyle reel sektördeki Kartelleşmeyi engellemek için çıkarılmıştır. Nitekim verilecek cezalar, ciroların oranı olarak ifade edilmektedir. Bankacılıkta cironun tanımını yapmak imkansıza yakındır. Bu nedenle de, Rekabet Kurulu cezaları Bankaların Brüt Gelirlerine oranlamıştır.

Verilen cezalar Bankalarımızın karlarının çok olumsuz etkilemeyecek de olsa, Türkiye'deki en yüksek sermayeye sahip Bankalarımızın özvarlık karlılığı bir miktar olumsuz etkilenecektir. Bunun sonucu olarak, halka açık olanların piyasa değeri bir miktar azalabilir. 

Rekabet Kurulu kararından önce, ekonominin olumsuz etkilenmemesi için, Başbakan yardımcısı Ali Babacan, cezaların çok yüksek olmaması gereğini ima etmiştir. 

Sonuç

Rekabet Kurulu, 12 Bankamıza verdiği 1.116 milyar TL lik cezanın Bankalarımızın karlılığını çok olumsuz etkilemese de itibarlarını zedelediği bir gerçektir. Toplumda ve uluslararası finans çevrelerinde Bankaların Kartel olmasa da aralarında anlaşmalar yaptığı algısını doğurabilecektir.  

Bu negatif algının Bankacılığımıza ve dolayısıyla ekonomimize olumsuz yaşayacağını tahmin etmek zor değildir.

Rekabet yasasının finans kesimine dönük maddelerinin daha açık yazılması ileriki dönemler açısından şarttır. Yoksa, Bankacılığımız, gelecekte de bu tip soruşturmalara uğrayabilir.

Bankacılığımız da, itibar kaybına uğramamak için, kamuoyunun desteğini azaltacak uygulamalardan kaçınmalıdırlar.

Bankalarımız, yoğun ve sert rekabetle karlı büyümelerine devam ederek, ülkemize hizmeti sürdürmelidir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder