5 Nisan 2013 Cuma

Antalya,Korkuteli,Elmalı,Fethiye - ,Kalkan,Kaş,Demre,Finike,Antalya

İnsanoğlu önceleri merakını gidermek, sonraları hayatını renklendirmek için gezmeyi tercih etmiştir. 

Çağımızda geziler, merak gidermek, adrenalin, farklı coğrafyaları keşfetmek, yiyip içip eğlenmek, eski medeniyetleri araştırmak, spor karşılaşmalarını izlemek ve bulunduğun ortamdan uzaklaşabilmek gibi çeşitli nedenlerle yapılmaktadır. 

Geziniz turla veya bireysel olabilir. Uzaklara, uçak ve otobüslerle yapılan yolculuklar daha çok gençlikte tercih edilmektedir. Gemi seyahatleri ise daha ileri yaşlarda.


On The Road

Arabayla yapılan geziye verilen bu isim, aslında içinde bilinmezleri de barındırır. Yollarda hangi sürprizlerle karşılaşılaşılabileceği aklınızın hep bir yerlerinde bulunmalıdır. 

Ben ve bir arkadaşım Antalya'dan güzel bir Nisan günü sabah hareket ettik.  Sabah iş trafiği nedeniyle şehirden çıkmak yarım saatimizi aldı. Çift yolla sürekli yükselerek Korkuteli'ne bir saate vardık. Yol boyu çam ormanları ve yeşilliklerle huzurlu bir yol.

Antalya'dan batıya iç kesimlere doğru hareket ettiğinizde etraftaki köy ve her şeyin isminin orta asya Türk boylarından geldiğini hissediyorsunuz. Buralarda yaşayanların çoğunluğu Türkmenler. 

Denizden 1000m yüksekte olan Korkuteli'nde verimli topraklar. gelişmiş bir ticaret ve karayollarının geçişlerinden elde edilmiş gelirlerin sağladığı zenginlik görülüyor. Şehirde yüksek apartmanlar toprakla iç içe yaşıyorlar. Ancak dışarıdan gelen birinin dikkatini çekecek pek fazla şey yok.

Kızlar Sivrisi
Korkuteli'nden Elmalı'ya doğru tırmanmaya başlayınca solunuzda Torosların karlı tepeleri muhteşem güzellikler sergiliyor. Elmalı'ya doğru yaklaşırken,  ovadan bakınca, tepesi karlı Kızlar Sivrisi  hemen dikkati çekiyor. 

Ömer Paşa Camii
Denizden 1150m yükseklikte bir ovanın kuzeyinde Osmanlı dönemi sancağı olan Elmalı, kuzeyde aynı isimli dağa yaslanmaktadır. Korkuteli'nden daha az gelişmiş olmasına karşın Ömer Paşa Camii ve Medrese külliyesi ve yanındaki Helvacılar Çarşısı  ve Kesik Minaresi ile belli bazı binalar hala eskiyi anımsatıyor. 

 Helvacılar Çarşısı
Helva, lokum, leblebi ve şekerleme ve tarım ile hayvancılıkla geçinen Elmalı'da günümüzde ticaret ve şarapçılık öne çıkmış durumda.

Öğle yemeğinde, şiş (şişte köfte) ve tahinli piyaz yedik. Bölgede kömürde şişe geçirilerek yapılan köfteye, eskiden beri şiş deniyor. Bildiğimiz soğanlı piyaz üzerine biraz tahin dökerek servis ediyorlar. 


Güğübeli Geçidi

Sucıktığı
Elmalı'dan yükselerek, cumhurbaşkanlığı bisiklet turunun etaplarının birisinin sonlandırılacağı 1850m rakımlı Güğübeli geçidine geldik. Ardıç ormanları arasındaki yolda eriyen karlar nedeniyle her yerde dereler akıyor ve sular dağlardan fışkırıyordu. Doğa ilkbahara uyanıyordu. Güğübelinde hava sıcaklığı Antalya'dan 10 derece azdı.

 susak(su kabı)
Güğübeli geçidinde bazı yerlerde karlar duruyordu. Elmalıya bakan yüksek ovalarda ağaçlar ve yeşillik hakim iken Fethiye'ye bakan tarafta dağ hızla alçalıyor ve ucsuz bucaksız ovalar eteklerinde yatıyordu. 

Dik bir eğimle  inerek Fethiye'ye akşamüzeri saat 17.00 civarında vardık. İlk gün, deniz seviyesinden başlayan gezimiz 1850m çıkıp tekrar deniz seviyesinde bitmişti.

Fethiye, ilk çağlardan beri yerleşim olan deniz kenarında, verimli ovaları olan, kuytu ve ılıman sevimli bir ilçemiz. Turizmi tarımından daha gelişmiş durumda. 

Akşam,balık pazarında satın aldığımız balıkları oradaki lokantalara pişirtip güzel bir rakı balık sofrası yaptık.

Çalık plajındaki otelimizden sabah ayrılıp deniz kenarından Antalya'ya dönmeye başladığımızda, buralardan 20 yıldır geçmediğim aklıma geldi. Aradaki farkı merak ediyordum. 

Patara Anfitiyatro
Hava, kapalı ve yağışlıydı. Heveslendiğim güzel resimleri çekmeme engel olabilirdi. Yola koyulduğumuzda ilk durağımız Patara olacak'tı. Ovaya geldiğimizde her yer seralarla kaplıydı ama Patara'yı göremiyordunuz. 3km içerde deniz kenarında dağların içine saklanmıştı. 

İyi korunmuş anfitiyatro ve giriş kapısı ve büyük binalarıyla ziyaret edilmesi gereken bir antik şehir. Zaten deniz kenarından Antalya'ya gidinceye kadar çok fazla sayıda antik kent görebilirsiniz.


Kalkan'a yaklaşınca karşımıza koskoca bir kasaba çıktı. Eski küçük ilçenin yerine denize dik inen yamaçlara, tıpkı Amalfi bölgesindeki gibi evler yapılmış. Ancak kasabanın eski sevimli karakteri kaybolmuş ve betonlaşmış. Deniz kıyısı ise kasabanın büyüklüğünü taşıyamayacak hale gelmiş durumda. 

Kalkan
Kalkan Kaş arasındaki yol düzeltilmiş. Eskiden Kaş'a ve Meis'e tepeden baktıktan sonra varyantlarla döne döne inilirdi. Kasaba tarım yapmaya uygun arazisi de olamadığı için Türkiye'nin denizle en barışık kasabasıydı. 

Şimdi deniz kenarından yeni yapılan yat limanı yoluyla giriliyor. Kaş özüne sahip çıkarak, turizmde  özellikle dalma konusunda çok gelişme göstermiş. 

Kasabada her şey turizm üzerine. Sabah kahvemizi de turist tarifesine uygun şekilde içip yola koyulduk.

Kaş'tan çıkıp Türkiye'nin sera ambarı sayılan Demre'ye doğru yola koyulduk. Tepeden Demre'ye inerken solunuzda Demre ovasındaki sera denizini görebilirsiniz. Her yer plastik ve cam seralar. Sahil ise uzun bir kumsal. 

 Demre-Finike yolunda küçük bir koy
Demre, 20 yıl önceye göre seracılıktan fazlasıyla zenginlemiş. Her yer apartman ve sera olmuş. Yeşillik ve doğa yok olmuş. Maddiyat doğayı ezmiş.

Demre ile Finike arası, deniz kenarını takip eden virajlı yol muhteşem manzaralar sunuyor. Küçücük koylarda oluşan kumsallar doğal birer cennet. Karşılarındaki adalar da manzarayı tamamlıyor.

Finike, geçmişte buraların en sevimli ve en denizle barışık kasabalarından birisi iken neredeyse sadece adıyla anılan portakal bahçelerini yok ederek apartmanlaştırarak büyümüş. Alelade bir kasaba halini almış. 

Öğlen yemeğimizi şiş ve tahinli piyaz olarak eski Finike de yedik. Finike'den  çıkıp ovayı geçerken deniz kenarında boş plajları geçince, Kumluca'ya geliniyor. Eskiden sadece ovanın dibinde küçük bir ilçe olan Kumluca bugün narenciye ve seracılık sayesinde zenginlemiş. 

Ovayı bitirip dağa tırmanınca ilk olarak Adrian ve Olimpos'u geçip yolumuza devam ettik. Kemer'e geldiğimizde yol çift yol oldu. Kemer içerlerde deniz kenarlarında küçücük bir yer iken bugün yolun diğer tarafına taşmış durumda. 

Tadilat çalışmaları dolayısıyla sık sık tek şeride düşen yolda trafikte yoğunlaştı. Eskimiş tüneller  ışıklandırmalarıyla beraber yenileniyor.Konyaaltı'nda deniz kenarına indiğiniz andan itibaren şehir trafiği başladı.

Antalya'dan başlayan iki günlük gezimiz, iç bölgelerdeki dağlardan(Toroslar) denize inerek, tüm batı Antalya sahilini geçerek  başladığı yerde son buldu.











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder