17 Nisan 2013 Çarşamba

Faiz Düşüşü ve Bankalarımız

TCMB, Para Politikası Kurulu(PPK) dün (16.4.2013) yaptığı toplantı sonrasında, politika faizini beklentilerin üstünde 50 baz puan indirimle %5’e çekti. %4,5-%7,5 olan faiz koridorunu da 50 baz puan azaltarak %4 - %7'ye indirdi. Öte yandan Merkez Bankası, TL zorunlu karşılıkların döviz cinsinden tesis edilmesi imkanında, rezerv opsiyonu katsayısı (ROK) ilk dilim hariç tüm dilimlerde 0.2 puan artırdı. Böylece Merkez’in döviz rezervlerinin yaklaşık 1.4 milyar dolar artması bekleniyor.

Merkez Bankası(PPK) 2013 yılı içinde yaptığı 4. toplantıda politika faizini ilk kez 50 baz puan düşürdü. Daha önceki üç kararlarında Koridorun üst ve alt bantlarında indirim yapmıştı.

Son aylarda ülkemizdeki olumlu siyasi gelişmeler sonrasında Moodys'in not arttırımı sinyali vermesi üzerine ekonomik cevrelerde faiz indirimi konusunda beklentiler oluşmaya başlamıştı. Bu beklenti ile de & 6.25 lerde olan hazine bonosu faizleri hızla geri gelerek PPK kararı öncesinde % 5.60 seviyelerine kadar geldi. 

Karar sonrası Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, zayıf dış talep kaynaklı ihracatın yavaşladığına dikkat çekildi. Açıklamada, sermaye akımlarının tekrar hız kazandığının altı çizildi.  ekonomistler emtia fiyatlarındaki sert düşüş ve küresel görünüm nedeniyle MerkezBankası'nın büyümeye dair tedirginlik duyduğu yorumunda bulundular.İç talepteki canlanmaya bağlı olarak cari açıkta bir miktar yükselme görüldüğü ifade edilen açıklamada, buna karşın mevcut politika çerçevesi ve emtia fiyatlarında gözlenen düşüş nedeniyle cari açıktaki artışın sınırlanacağı belirtiliyor. Öte yandan Merkez, TL zorunlu karşılıkların döviz cinsinden tesis edilmesi imkanında, rezerv opsiyonu katsayısı (ROK) ilk dilim hariç tüm dilimlerde 0.2 puan artırdı. Böylece Merkez’in döviz rezervlerinin yaklaşık 1.4 milyar dolar artması bekleniyor.

Alınan son kararlarda gösteriyorki, TCMB   enflasyondan çok büyümeye odaklanmış görünüyor. Esasen geçen yılki %2.2 lik düşük büyüme ve bu yıl zayıf ekonomik faaliyetler dolayısıyla faizlerin daha da düşerek iç talebin canlanmasına katkı vermesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, yükselmeyen kurlar karşılığında yurt dışından gelen ve TL dönerek faize yatırılan paralar kısa sürede yüksek getiri elde ederek dışarıya çıkabilmektedir. Bazı dönemlerde bu getiriler çift haneli bile olabilmiştir. Esasen bu faiz arbitrajı özellikle Japon yeni gibi paralarda ciddi olanaklar sunmaktadır. 


Faiz arbitrajını azaltmak ve sıcak para girişini sınırlandırmak için faiz düşüşü olumlu olmakla birlikte, enflasyonun %6.5 olduğu ülkemizde yerli tasarruf sahiplari açısından durum olumsuzluk arzetmektedir. Negatif reel faiz elde eder durumda olan yerli yatırımcılar kendilerine alternatif alanlar arayabilirler.

Nitekim, tasarruf oranı yetersiz(%12) olan ülkemizde  Bankalarımızdaki Mevduatın önemi büyüktür. Son yıllarda kredileri, mevduattan hızlı büyüyen Bankalarımızda kredi/mevduat oranı %100 geçmiştir. Diğer bir ifade ile toplanan tüm mevduattan daha fazla kredi verilmiştir. Uluslararası likiditenin bollaşması ve faizlerin çok düşük olması nedeniyle, 2011 de % 97 olan kredi/mevduat oranı 2012 sonunda %101 geçmiş 2013 ilk üç ayında ise %104 yükselmiştir. Bu, büyüyen kredilerin mevduat dışı kaynaklarla fonlandığını göstermektedir. Bankalarımız ve ekonomimiz açısından bu durum sağlıklı değildir. Bilançolar dışa bağımlı hale gelir. Faizler yükselmeye başlayınca işler zorlaşabilir.

Bizim gibi büyümek zorunda olan ve iç tasarrufları yetersiz ülkelerde tasarrufları çekebilmek için reel faiz verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Enflasyonun artı büyüme oranı kadar nominal faiz verilmesi gerektiği  kanaatindeyiz.

Son söz; Bir ülkede enflasyon+büyüme kadar nominal faiz verilmezse bu er veya geç ekonomiye tasarruf yetersizliği olarak geri döner.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder