9 Nisan 2013 Salı

Kaybolan Hayaller

Karşıyaka'nın güzel kızlarından biriydi. Çarşıdan Çamlık'a yürüyerek piyasa yapmayı ve  dikkatleri üzerine toplamayı seviyordu. Arkadaşları ona "Anjelik" diyorlardı.

Annesi,İzmir'in  köylerinden Karşıyaka'ya gelen bir ailenin  küçük kızıydı. Mobilyacılık yapan babasının geliri vasattı. Annesi,  kızının kendisinin çektiği sıkıntıları çekmesi istemiyordu. Babasının muhalefetine karşın,  yeni açılan paralı özel koleje kaydı yaptırıldı..

Annesinin tüm amacı kızını varlıklı bir ailenin oğluyla evlendirerek rahat bir hayat sürmesini sağlamaktı. Kızına sürekli bunu telkin ediyordu. Sevdiği yoksul birini değil varlıklı ve onu rahat yaşatacak birisini bulmalıydı. Evlendikten sonra nasıl olsa aşık olurdu. Bu nedenle de her zaman bakımlı şık ve cilveli ve hedef odaklı olmalıydı. Genç yakışıklı ve gönlünün seveceği ama varlığı olmayan birilerinden ısrarla kaçınmalıydı.

Kızımız, annesinin tavsiyeleri ve 16 yaşın verdiği dürtülerle, neredeyse okulda bile her şeye cilveli yaklaşıyordu. Okuldan çıkınca eteğinin belini bir kaç kez kıvırıp, mini haline getirdikten sonra kordondan ve çarşıdan eteklerini salına salına geçerek kendine baktırıyordu.

Kendisine yaşıtlarınca gösterilen ilgiye yanıt vermiyordu. Hedefe uygun kişiyi arıyordu. Bu tavırlarıyla kısa sürede Karşıyaka'da en beğenilen kızlardan birisi olmuştu.

Bir gün çarşıdan geçerken, manifaturacıda toptancının oğlu kızı gördü ve vuruldu.  Durumu önceleri fark etmeyen kız bir kaç gün sonra üst üste yabancı birisini görünce durumu hemen anladı. Araştırdığında, varlıklı bir ailenin oğlu olduğunu öğrendi. ODTÜ ve askerliğini bitirmiş otuzlu yaşlarında varlıklı  koca bir adamdı.

Konuyu annesiyle paylaştığında, hedefin doğruluğu teyit edildi. Oğlanın olduğu bir gün  dükkana girerek alışveriş yaparken tanıştı. Akseki'li bir ailenin çok iyi eğitimli tek oğluydu. İki kız kardeş, baba işini devam ettiremeyeceği için mühendis olmasına karşın babasının ısrarıyla oğlan İzmir'e dönmek zorunda kalmıştı.

Oğlan artık her gün kolejin önüne gelip kızı bekliyordu. Beraberce eve yürüyorlardı.  Kız oğlanın zenginliğinden etkilenmişti. O güne kadar gidemediği güzel pastanelere gidiyorlardı. Genç kız, gördüğü iltifatlar ve lüks karşısında sevmese de hayatını rahat geçirebileceğini düşünerek oğlanı kendisine bağlamak için her yola başvuruyordu.

Sonuçta, lise ikinci sınıftaki kız okulu bırakıp evlendi. Kız ve annesi istediğini elde etmişlerdi. Ancak. zenginliğe karşın, aile tutucuydu. Kızı kısıtlıyorlardı. Kayınvalide kıskançlığının yanında varlı ğı da kontrol ediyordu. Kız istediği reefaha ancak kayınvalidesinin izniyle ulaşabiliyordu.

Kocası çok iyi niyetli ve sessiz birisiydi.  Dominant annesine hiç bir şey söyleyemiyordu. Diğer taraftan geçimlerini de babasının işinden sağlıyorlardı.  Yani tüm yetenek ve becerilerine rağmen kocası da kolayı seçmişti. Babasına bağımlıydı.

Birinci yılda, ilk çocuk olduktan son hayat çekilmez hal almaya başladı. Ailede sadece kayınvalidenin dediği oluyordu. Kız, 17 yaşında çocuk sahibi olmuş, sevmediği bir adamla gelecek güvencesi olmadan  yaşamak zorundaydı.

Zenginlik için hayatını feda etmişti. Annesi dayanması gerektiğini telkin ediyordu. Dayanmaktan başka seçeneği yoktu.

Dışarıdan bakıldığında,varlık içinde mutlu bir kadın görünüyordu. Gerçekte ise, çocukken evlenmiş,  kadınlığını yaşayamamış, aşkı ve sevgiyi tatmamış yıkık bir kadın vardı. Eşinden nefret ediyordu. Bugünkü mutsuzluğunu eşinin yönetememesine bağlıyordu.

Yapabildiği tek şey, dışa karşı bakımlı ve şık olmaktı. Doğumlara karşın güzelliğini koruyordu. İleriyi düşünerek çevresindeki izlenimini bozmamalıydı. Hep ikili oynadı, evdeki sıkıntısını dışarıda hiç belli etmedi. Arzulanan iyi bir ev kadını rolünü başarıyla oynadı.

Çocuklar üniversitedeyken kayınvalide aniden felç oldu. Aileyi yönetecek kadın konumuna gelince tüm ipleri eline aldı. Artık, aileyi yönetiyor ve özgürce davranıyordu.

İlk olarak duygusal açlığını giderecek, genç hiç bir şey beklemeyeceği kişilerle ilişki kurmaya başladı. Çılgınca ilişkiler yaşıyordu. Yaşamı boyunca eksikliğini çektiği kadınsal duygularını tatmin ederken aileden de intikamını alıyordu. İlişkilerinin kayınvalidesi ve kocası tarafından duyulmasını utanç duymalarını istiyordu. Nitekim, bunu başardı. 

Kırklı yaşlara birlikte, daha fazla dayanamayan eşiyle anlaşarak boşandı. Şimdi, varlıklı, özgür bir kadın olarak, kaybolan hayallerini arayabilecekti.

Hatta, belki hiç yaşamadığı ve bilmediği aşkı bile bulabilirdi!!!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder