11 Ağustos 2013 Pazar

Türkiye Ekonomisinin geçmiş 10 yılı

Türkiye ekonomisi 2003-2013 yıllarındaki performansını değerlendirmek istiyoruz. Bunun için öncelikle belli başlı rakamlara göz atmak gerekir.

2003-2013 döneminde ekonomi ortalama %5,1 büyümüştür. 2003'de bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya(GSYİH) oranı %8,8 iken bu oran 2013'de %2,1 düşmüştür. Enflasyon 2003 yılında %18,4 iken 2012 yılında %6,2 ye düşmüştür. Hazine bonoları ortalama faizi %57'den hızla azalarak %8 gerilemiştir. Sepet kur ise 1.58'den 2,05'e yükselmiştir.

Bütçe açığının azalmasında disiplinli mali politikalar yanında bir kerelik gelirler ile özelleştirme gelirleri etkili olmuştur. Büyüme ile bütçe gelirleri artmıştır. Enflasyon ve ona bağlı olarak faizlerin hızla düşmesiyle bütçe denkliğini sağlamak daha kolaylaşmıştır.

2001 krizinden sonra yeniden yapılandırılan Bankacılık sektörü karlı büyümesini sürdürmüştür.2003'de 179 milyar dolar olan aktif büyüklüğü 2012 sonunda 771 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde 26 milyar dolar olan özvarlığı 102 milyar dolara yükselmiştir. Sektörün hızlı büyümesiyle %30 olan sermaye yeterlilik oranı(SYO) %17,9 gerilemiştir. SYO yasal sınır olan %8 ile hedeflenen sınır olan %12'nin çok üstünde ve devam eden büyümelere destek olabilecek seviyelerdedir.

Ülkemizde tasarruf açığı özellikle 2008'deki Lehman krizinden sonra bollaşan döviz likiditesi ile dış borçlar arttırılarak giderilmiştir. 2002'de 130 milyar dolar olan dış borç 2012'de 337 milyar dolara yükselmiştir. Bunun 2002'de 64 milyarı kamuya 103 milyar doları özel sektöre aitken 2012'de kamuya ait kısım 43 milyara inerken özel sektörün borçlu %425 artarak 226 milyar dolara yükselmiştir.

Ucuz ve bol döviz nedeniyle borçlanması hızla artan özel sektörümüzde açık pozisyonda yükselmiştir. 2000'lerin başında 100 milyar dolar civarında olan açık 2012 sonunda 445 milyar dolara yükselmiştir. Türkiye, gelişmekte olan ülkeler içinde Macaristan'tan sonra en yüksek kaldıraç kullanan ekonomi olmuştur.

1986-2003 arasında toplam 8 milyarlık özelleştirme yapılmışken 2003-2012 arasında 35 milyar dolarlık özelleştirme yapılmıştır. Yapılan özelleştirmelerin satın alma finansmanları döviz üzerinden yapılırken bu şirketlerin gelirleri TL cinsinden olması nedeniyle büyük ölçüde kur riskine açık hale gelmişlerdir.


Sonuç

Gelişmiş batı ekonomilerinin yüksek kamu borcu dolayısıyla karşılaştıkları sorunlar Türkiye ekonomisi için geçerli değildir. Ülkemizde borç yükü özel sektörün üzerindedir. Özel sektördeki borç yüküne açık pozisyon riski de eklendiğinde tehdit daha da artmaktadır.

Geçtiğimiz 10 yılda bol ve ucuz olmasından yararlanılarak elde edilen yüksek döviz borçlanması ile kamu borcunu azaltırken özelleştirme gelirleriyle de bütçe denkliğine katkıda bulunmuştur. Bu dönemde sağlanan ek kaynaklar sanayileşmeye yeterince harcanamamıştır.

2014 yılından itibaren gelişmiş ekonomilerde likidite sıkılaştırması başladığında ekonomimizde kırılganlık artabilecektir. Olumsuz etki daha çok özel sektörde görülecektir. Kıtlaşan ve pahalılaşan döviz nedeniyle TL değer kaybederse açık pozisyon taşıyan şirketler olumsuz etkilenecektir. Özel sektördeki bu muhtemel sıkıntı bankalarımızın aktif kalitesinin bozulmasına neden olup karlılıklarını olumsuz etkileyecektir.

Önümüzdeki dönemde uluslararası likiditedeki azalma karşısında  özel sektörün  yüksek borç ve açık pozisyonu büyük önem taşıyacaktır. 

2 yorum:

  1. GİTMİŞ KADAR OLDUK,TŞK LER.
    HALDUN ŞİMŞİR

    YanıtlaSil
  2. Ben ulke ekonomisinin kolay kolay cozumlenemeyecek bir felakete dogru kosar adimlarla gittigine inaniyorum. AKP ve hic bir bilgisi, zekasi, donanimi, tahsili, sagduyusu olmayan RTE(White sea/white party) , ulkemizi bolunme esigine getirip genclerimizin gelecegini, ulke naturasini karartmistir.

    Ne diyelim; meshur soz : HER MILLET LAYIK(laik degil) OLDGU KISILER VE SEKILDE YONETILIR. Bizim nasibimize de felaket topu AKP dusmustur. YAZIKLAR OLSUN....

    YanıtlaSil