13 Eylül 2013 Cuma

Yabancı yatırımcılar, kur ve faiz

Türkiye'deki yabancı yatırımcıların davranışları ekonomi üzerinde önemli etkiler yapmaktadır. Bu  etki en çok kur, faiz ve borsada hissedilmektedir. Burada, siyasi ve uluslararası koşullarda önemli bir değişiklik olmadığı varsayımıyla son dönemdeki ekonomik göstergeleri incelemeye çalışacağız.

15 Eylül 2008'deki Lehman Brothers krizinden bu yana dünyadaki tüm ülke Merkez Bankaları piyasalara bol bol likidite enjekte etmektedirler. Özellikle ABD'de FED ve AB'de Avrupa Merkez Bankasının(AMB) dolar ve euro basarak piyasalara vermesi sadece o ülkelerde değil tüm dünyada etkili olmuştur.

Bol likidite öncelikle faizi düşürmüş ve neredeyse dolar ve euro'yu getirisiz hale sokmuştur. Tasarruflarına getiri arayan uluslararası yatırımcılar faizlerin nispeten daha yüksek olduğu ülkelere gitmeyi tercih ettiler. Gelişmekte olan ülkelere gelen bu sıcak para döviz kurlarını düşmesine neden olurken bozdurulup yerel para ile devlet tahvilleri satın alınarak faizlerinde düşürdüler. Örneğin ABD'de %1'in altında faiz alınırken Türkiye'de %6-7 faiz alınabildi. Bu yolla kurlar yükselmediği sürece yüksek getiri elde edilmiş oluyorlardı..

Geçtiğimiz Mayıs ayının 22'sinde FED parasal genişlemeyi azaltabileceği sinyalini verince, %2'nin altında olan 10 yıllık ABD kağıtları yükselmeye başlayarak %3 seviyesine yükseldi. 

Türkiye'de ise yabancı yatırım fonları %4,6'lara kadar düşmüş devlet tahvillerini satarak elde ettikleri TL ile döviz almaya çalıştılar. 31 Mayısta başlayan  Gezi olayları siyasi riski arttırınca hareket hızlandı ve devlet tahvili faizleri 300baz puan (%3) artarak %9'ları geçti. Aynı zamanda döviz talepleri nedeniyle de dolar 1,80'den 2,00TL sıçradı..

Kurun hızla yukarı çıkması karşısında 1,80'den dövizi bozdurmuş fon yöneticileri açık pozisyonlarını kapatamadıkları için hiç olmazsa devlet tahvilini ve Borsa İstanbul'daki hisselerini satma yoluna gittiler. Nitekim Haziran'dan bu yana gerek Borsa İstanbul gerekse devlet tahvillerinden çıkışlar sürmektedir.

Borsa İstanbul Suriye ve diğer uluslararası sorunlarında etkisiyle 90000'lerden 63000 lere gerileyip tekrar 70000 çıktı. Faizi yükselen devlet tahvillerinin yeni ihraç edilenlerinde piyasa yapıcısı bankalar yükü çeker hale gelmiş yabancı talebi yok olmuştur.

Dolar kuru 2,00TL'yi aşınca, yükselen TL faizlerinde etkisiyle yabancı fonların zararları %25  yükselmiştir. Yabancı fon yöneticileri yıl sonuna kadar bu zararlarını gideremezlerse görevlerinden ayrılmak zorunda kalacaklardır. TCMB'da TL faizleri arttırmayıp  likiditeyi azaltarak cari  faizlerin ve kurun tekrar düşmesini   amaçlamıştır. 

Yurt dışından gelen likidite azaltılacağına dair sinyaller nedeniyle, 2008'den beri gelişmekte olan ülkelere akmakta olan likidite tersine dönmüştür. Türkiye'nin tasarruf açığı dolayısıyla yüksek cari açığı ve döviz (sıcak para)  gereksinimi algının bozulmasına neden olmuştur.

Bir tarafta bozulan algı diğer tarafta yabancı fonların kayıplarını telafi etmek için kurun ve faizin yükselmesi ile yeniden döviz getirip zararlarını giderme yolunu tercih edebilirler. Yabancı Fonlar, yüksek reel faiz ve  kur ile tekrar gelecektir. Böyle bir durumda ihtiyacımız olan sıcak para bulunmuş olacaktır. Geçmişte 1990'ların ikinci yarısında benzer bir konjektür yaşanmıştır.

Yükselen kur ve faizler kamu maliyesi açısından olumsuz olacaktır. Yükselen enflasyon ve harcamalar 2013 bütçesinden daha çok 2014 yılı bütçe denkliğini etkileyecektir. Bu nedenle önümüzdeki yıl için zam ve yeni vergilere ihtiyaç olmasına karşın yerel seçimler öncesi bunun gerçekleşmesini düşük bir olasılık olarak görmekteyim.

Sonuç olarak 17-18 Eylül'de FED'in alacağı kararlar başta Türkiye olmak üzere tüm gelişmekte olan ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder