29 Ekim 2013 Salı

Kamboçya

Genel


Dağlık Laos'un aksine dümdüz bir ülke Kamboçya da Mekong nehri boydan boya geçerek Pnoh Pen'den itibaren delta oluşturarak Vietnam'da denize dökülmektedir. Ülkenin ortasında Ton Le Sap kanalı ve gölü bulunmaktadır. Muson zamanında fazlalaşan suyunu Mekong bu kanalla göle akıtıp kurak mevsimde de buradan beslenir. Gölde bol balık çeşidi ve buradan geçinen yüzen köyler bulunmaktadır. 


15 milyon nüfuslu Kamboçya'ya yılda 3 milyon turist gelmektedir. Başkent Phnom Penh Mekong'un kıyısındadır. Kumarhaneleri ve gece hayatıyla ve hırsızlarıyla öne çıkan başkenti bu gezide göremedik.

Siam(Tayland), Fransız; ve Vietnam işgaline uğramış Kamboçya Kızıl Kımerlerden de çok zulüm görmüş ve 1998'de bağımsızlığına tekrar kavuşmuştur. Halkın %95'i budisttir.

ANGKOR

Sabah yine erkenden kalktığımızda hava sıcak, rutubetli ve bulutluydu. İnsanı hayatından bezdiren kendini yorgun hissettiren havaya 13 gündür alışamamıştık. Bugün UNESCO'nun kültürel mirası listesinde olan ANGKOR'u (12 yy) görecektik. Hint tapınağı olarak yapılan binalar daha sonraları budist tapınağı olarak kullanılmıştır. 
Angkor Güney kapısı

 Güney kapısı köprü heykelleri

Angkor girişi

Şehirden 10 km uzaktaki Angkor'a otobüsle gittik. İçeri girebilmek için kişi başı 40 $ verip resimli kartlar çıkarttık. Daha sonra surlarla çevrili Angkor'un güney kapısına gittik. Burada otobüsten inip köprüden içeri girdik.Görüntüler muhteşemdi. Siyahlaşmış kum taşlarından görkemli kapıdan yürüyerek geçtik. İçeride solda hortumlarıyla 3 fil başı heykeli kapıya korumalık yapıyordu. Bundan sonrasını küçük minibüslere gezecektik.

 3 Fil başı
Bayon tapınağı geçen zamanda rutubet yağmur ve güneşle kararmış  kum taşlarıyla yapılmış yüksek ve heybetliydi. Devasa insan kafaları hemen dikkati çekiyordu. Tapınağın etrafındaki rölyefler savaşları anlatıyordu.
 Bayon tapınağı

 Bayon tapınağı

 Bayon tapınağı
 Fille gezenler

Minibüslerle filler terası denilen tören alanına gittik. Kendi başına gezenler, geniş bir alanda yer alan Angkor tapınaklarını ancak tuk tuk denilen 3 tekerlekli motosikletlerle yapabilirler. Kralların oturup törenleri izlediği bu yüksek yerin önünde geniş düzlük ve tam karşısında 12 kule vardı. Burada törenlerin yanında yarışmalar yapılırmış.
 Filler terası

Filler terasının arkasında orman içinde Hinerekas kral tapınağı sade bir yapıydı. Yükselen figürü ile mistik bir havası vardı.
Hinerekas kral tapınağı 

Filler terasıyla aynı seviyede Cüzzamlı Kral tapınağı vardı. Tapınağın yan duvarlarında şekilsiz insanların kabartmalarından bunların cüzzamlı olabileceğine karar verilmiş.

Tekrar minibüslerimize binerek Ta Prohm tapınağına gittik. Bence  Angkor'u dünyaya tanıtan ve görüntüleriyle insanı şaşkına çeviren bir doğa olayıyla karşı karşıya kaldık. Tapınağın duvarları üzerine ahtapot kolu gibi sarılmış ağaç kökleri toprağı bulduktan sonra göğe doğru yükselmiş ağaçlar yapıdaki mistisizmi benzersiz görüntüye dönüştürmüştü. Herkesi büyüleyen bu manzaraları resimleyebilmek için adeta savaş verildi. Tüm dünyanın internet kanalıyla gördüğü bu görüntüler yapının tapınaklığının önüne geçmiş durumda.
 Köklerin sarılması

 Ta Prohm tapınağı

 Ta Prohm tapınağı

Gün öğlene yaklaşırken şort ve teashirt'le olmamıza rağmen çok terlemiştik. Son bir gayret yemek öncesi en eski tapınak olan Prasat Pravan'ı ziyarete gittik. Etrafı sularla çevrili bu 5 kuleli yapı kiremitten yapılmıştı. Islak tuğlalarla yapılan  tapınak bittikten sonra ateş yakılarak kurutulmuş.

Prasat Pravan

Yorulmuş  ve çok terlemiştik otelde banyo yapıp bir şeyler yedikten sonra tekrar yollara döküldük. Angkor'un en büyük ve halen kullanılan tapınağı Angkor Wat'ı ziyarete gittik. Diğer tapınakların aksine Angkor wat batıya bakmakta. Geniş bir alana yayılmış büyüklüğü ile insanda saygı uyandıran bu yapı 190 metrelik su kanalıyla çevrili. Batıdan köprü ile yüksek duvarlar aşılarak içeri girdiğinizde çok geniş bir avlu sizi karşılıyor. Uzun bir yoldan yürüyerek tapınağa ulaşılıyor. Tapınaktan önce iki tarafta kütüphane denilen kutsal eşyaların saklandığı binalar var.
 5 kuleli Angkor Wat
 Angkor Wat


Köprünün ve içerideki yolların etrafında korkuluk gibi kum taşından yapılmış kutsal yılan ve yukarı kalkmış başları dikkati çekiyor.
 Angkor Wat yılan başı korkuluk

Tapınağın beş kulesi bulunuyor. Oldukça yüksek ve kum taşından 12 yy da yapılmış yapı insanı büyülüyor. Tapınağın duvarlarında çeşitli hint mitolojisine ait kabartmaları bulabilirsiniz.
Angkor Wat kabartmalar

Angkor Wat'ı gezmek için 2-2,30 saat harcayacağınızı söyleyebilirim. Bu yapı kültür, dini, mimari, coğrafi tüm anlamlarıyla gezenleri tatmin edecektir diye düşünüyorum.

Turumuzun son günü sabah 25 km uzaklıktaki Kadınlar Kalesi tapınağına (Banteay Srei) gittik. Tapınağa dar bir kapıdan girdikten sonra uzun koridor geçilerek varılabiliyor. Kapı ve dış duvarlarında iğne oyası gibi zarif işlemeler var. Tapınağın ünlü olmasında Fransız yazar Andre Malraux'un i 1923'deki ziyareti sonrası bir rölyefle yakalanarak hapsedilmesi çok etkili olmuştur.
 Banteay Srei  Tapınağı

Andre Malraux parçası 

Banteay Srei Tapınağı 


Öğle yemeğini kaldığımız  Le Meridiyen Angkor otelde yiyip Siem Reap kasabasını gezmeye gittik. Şehri gezerek tekrar kan ter içinde kalmamak için Grand otelde kahve içmeyi tercih ettim. Akşam saat 19,00 daki Bangkok Airways ile Bangkok'a gidip THY 23.30 uçağı ile 10 saatte geri döndük. 

Uçakla dönerken; İnsanoğlunun bu kadar sıcak, rutubetli ve yoğun Muson yağmurları olan bir bölgede medeniyet kurmaları ve sürdürmeleri nasıl açıklanabilirdi? Yaşamın kolay, doğanın insanlara cömert davranması buralara yerleşmeye yeterlimi? Dümdüz ovada güvenlik nasıl sağlanacaktır?  gibi sorular insanın aklına takılmaktadır. Nitekim, güçlerini orta çağda sürdürebilen bu medeniyetler batılıların "ipek yolu" ve "baharat yolunu" ele geçirmesiyle son bulmuştur. 



Not: Turu tamamlamak için Vietnam ve Laos yazılarıma da bakabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder