29 Ekim 2013 Salı

Laos

Genel

Laos 6,5 milyon nüfuslu denize kıyısı olmayan fakir bir ülkedir. Yaşayanların üçte biri yoksulluk sınırları altında hayatını devam ettirir. Ekonomi tarıma dayalı ve küçüktür. Mekong nehri sadece sulamaya değil ulaşım içinde önemlidir.


Başkent Vien Tien Kamboçya sınırında yer alır. Laos 1975'den beri Sosyalist bir cumhuriyettir. Ülkede turizm gelirleri önemlidir.

Dağlarla kaplı ülkede ekilebilir alanı %20'lerdedir. Ülkede mevsimler Musonlara bağlı olarak yağışlı (Nisan- Ekim) ve kurak (Kasım-Mart) diye ikiye ayrılır. İnsanların %70'i budist iken halk sakin ve ticarete yatkındır.

Aynı dili konuştukları komşu Tayland'la ticari ilişkileri yoğun olmasına karşın siyasi ilişkileri zayıftır. 

Akşam üzeri Hanoi'den pervaneli uçakla bir saatlik bir uçuşla Luang Prabang'a geldik. Vietnam'daki yağışsız günden sonra sağanak halde yağmur yağıyordu. Koşarak terminale gittik. Havaalanında alacağımız vize işlemleri uzun sürdü. 

Az ışıklı yollardan geçerek Julliana Otel'e yerleştik. Etraf ağaçlık ve su birikintileri doluydu. İki katlı yazlık tarzda bir oteldi. Ancak alt kattaki odalar rutubet kokuyordu. Kısa bir yemekten sonra hemen uyuduk.

Sabah erkenden yağmur kesilmişti. Yemyeşil ovanın sonunda sisler içinde dağlar görünüyordu. İlk iş 25 km. uzaklıktaki "Kuang Si" şelalelerine gittik. Ormanın içinde hiç bilmediğimiz çiçekleriyle dolu ağaçlar arasındaki patika yolda, alçaktan başlayıp gittikçe yükselen 6,7 şelale gördük. Su gürül gürül bir şelaleden diğerine akıyordu. Manzara ve görüntüler her dönemeçte soluğumuzu kesiyordu. Resim çekmeye doyamıyorduk. O kadar koşturuyorduk ki rutubetinde etkisiyle kan ter içinde kaldık. 
Kuang Si Şelalesi 

Yolda koruma altına alınmış "siyah ayıları" gördük. çocuklar gibi tellerin arkasında ormanın keyfini çıkarıyorlardı. İlk kez vahşi ayıları kendi ortamında görüyorduk. 
 Siyah ayı

Tik ağaçları upuzundu. Evlerimizde süs diye yetiştirdiğimiz fil kulakları masa büyüklüğündeydi. Köylülerin yoğun yağışta bunları şemsiye olarak kullandıklarını öğrendik. Gezimizi istemeden bitirip şehre döndük.


Wat Xieng Thong tapınağı şehrin içinde Mekong nehri ile ona dökülen Nam Khane arasındaki köşeye yapılmıştı.16.yy yapılmış olan tapınağa ana kapıdan girilen bahçeden geçerek ulaşılıyordu. Tapınağın dış duvarlarına cam mozaikleriyle şekiller işlenmişti. Bu süsleme tapınağı farklılaştırıp güzelleştirmişti. Tapınağa kadınlar açık kıyafetlerle ve ayakkabı ile girilmiyordu. Zaten Lao havayolları dergisinde Laos da ayakları karşıya doğru uzatmak dahil bir dizi yapılmaması istenen hareketler anlatılıyordu. İlgi çekici güzel tapınakta yeni evlenecek çiftleri fotoğraf çektirirken gördük. 
 Tapınaktaki cam mozaiği

Wat Xieng Thong tapınağı 

 Wat Xieng Thong tapınağı 

Bizim Anadolu kasabaları gibi şehrin tek ana caddesi vardı. Üzerinde postane, tapınak ve eski kral sarayı ile dükkanlar ve lokantalar yer alıyordu. "Eski Kral Sarayı" şehrin ilk kurulduğu tepenin karşısındaydı. Fransızların yapıp krala verdikleri Sarayın iç duvarları Fransız bir ressam tarafından Laos resimleriyle boyanmıştı. Kralın kabul salonu ve davet salonlarında tapınakta olduğu gibi cam mozaikleriyle süslüydü. Girişteki tapınak ise büyüleyici idi.
 Kral sarayındaki tapınak

Eski Kral  Sarayı

Çıkışta şehri yaya dolaşarak keşfettik. Ana cadde üzerinde çeşitli dükkan ve mağazalara bakıp ara sokaklara girdik. Ara sokaklarda her gün sabah ve akşam olmak üzere iki kez pazar kuruluyormuş. Hem taze yemek yiyebilmek hem de her evde buzdolabı olmadığı için bu gelenek devam ediyormuş.
Ana cadde

Tesadüfen biz oradayken Ekim 20'si musonların bitişi bayramı kutlamaları yapıldı. Buda'ya atfen temsili kayıklar ve vurmalı çalgılarla rengarenk kıyafetli insanlar caddede geçtiler. Şehir şenlenmişti. Bayramda her yıl kayık yarışları yapılıyormuş. 
 Yağmurların bitiş bayramı

Buralara kadar gelip de Mekong da motorla dolaşmadan olmaz diyerek bindiğimiz motorla bir saatten fazla dolaştık Mekong İstanbul boğazı kadar geniş bir alanda sakin akıyordu. Bakir iki kıyıda hummalı bir faaliyet vardı. Alçalan sular nedeniyle kenarlardaki verimli alüvyonlu topraklarda ekim yapılıyordu. Suyun çekilmesiyle ortaya çıkan bu  çok verimli  topraklarda   Nisan'a kadar ürün yetiştireceklerdi. Her yıl yenilenen toprağı sulanması da kolaydı. 
Luang Prabang'da Mekong nehri

Yine bu güne özel "dilek çiçek sepetleri" Mekong'a bırakılıyordu. Ancak bu çiçek sepetleri nehrin akış yönüne dönülünce Nam Khane nehriyle birleştiği yerde suya bırakılıyordu. Bizden de bazı arkadaşlar bu dileklerle çiçekleri suya bıraktılar. Kim bilir nerede karaya vurmuştur? 
 Mekong'da dilek çiçekleri

Vietnam da motosiklet kullananlar hem kask hem de ağızlık kullanırlarken Laos da kask kullanan çok azdı. Ağızlık kullanan ise hiç görmedik.

Ertesi gün sabah kahvaltısından sonra Luang Prabang'ın en eski tapınağı Wat Visun'a gittik. Yolda okul kıyafetleriyle temizlik yapan çocukları gördük. Önceki gecenin çöplerini ellerindeki torbalara dolduruyorlardı. Hiç biri yaptığı işi küçümsemeden okul çocuklarının muzipliğinde yerlerdeki çöpleri topluyorlardı.
Wat Visun tapıanğı

Havalananına geldiğimizde 11 deki uçağımızın kalkışına bir buçuk saat vardı. Laos'un kuzeyinden, güneydeki Kamboçya Siem Reap'e gidecektik. Apronda hiç uçak yoktu. Kalkış saatine yakın ucağımızın iki saat rötar yaptığını öğrendik. Küçücük havaalanında pasaporttan geçmiştik ve beklemek zorundaydık. Türkiye'ye vize uygulayan ve girişte vize alınabilen Laos'ta pasaport memurları yavaş ve bürokratik bakışla işlerini yapıyorlardı. Tekrar dışarı çıkamadan küçücük biniş salonunda üç saat bekledik.

Vakit çokluğundan stantlarda satılmakta olanlara bakarken bazı eski gazetelerin karton çerçevelerde satılmakta olduğunu gördük. "Le Petit Journal"ın Aralık 1900 yılına ait orijinali 145 $ satılıyordu.  Bunun üzerine diğerlerine baktığımda, 1900-1940 arasında kurumuş olan şirket hisse senetlerine rastladım. Merkezleri Saigon olan maden, altın ve gemicilik şirketlerinin hisseleriydi bunlar. Bir de Ninh Binh'de kurulu olan kömür şirketinin hisseleri vardı.Bugün varlığını sürdürmeyen bu şirketlerin o dönemdeki Hindiçini anlamak için önemli olduğunu düşündüm.

Lao hava yollarının pervaneli uçağı ile bir buçuk saatlik uçuşla güneydeki Pakse'ye indik. Burada yarım saat yolcu indirip bindirdikten sonra Kamboçya Siem Riep'e devam edecektik. Uçaktan inip salona geçerken havanın kuzeye göre nasıl ısındığını hemen fark ettik. Mekong nehri düzleşen ovada genişleyerek (içinde adalar oluşturarak) burada da şehre hayat vererek Kamboçya'ya oradanda Vietnam'a  devam ediyordu. Yarım saat sonra 45 dakikalık bir yolculukla koskoca bir gölün kenarındaki Sien Riep'e geldik. İstanbul fahri konsolosluğundan aldığımız vizelerle bu turistik ülkeye kolayca girdik. Şimdi sıra Angkor'u keşfetmeye gelmişti.



Not: Turu tamamlamak için Vietnam ve Kamboçya yazılarıma da bakabilirsiniz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder