14 Kasım 2013 Perşembe

Gezginlik

İnsanlar, olağan yaşamlarını renklendirmek için gezmeğe giderler. Bazılarına kendi olanaklarımızla giderken daha kısa sürede daha fazla yer görebilmek için bazılarına düzenlenen turlarla gideriz. Meraklarımızı gidermek amacıyla ilk kez turla gidilen bu gezilerdeki beklentimi sizlerle paylaşacağım. 
İlk kez gidilecek ülkenin  öncelikle dünyadaki yeri, coğrafi yapısı ve komşuları öğrenilmelidir. Ülkenin hangi yarım kürede olduğu (yaz ve kışın ters olması), ekvatora (yağışlı/kurak) veya kutuplara (yaz/kış) olan uzaklığı dikkatlice incelenmeli  ve gezinizin tarihi ona göre saptanmalıdır.

Gidilecek ülkenin dağlık mı, ovalık mı olduğu, akarsu ve gölleri ülkenin iklim ve gelişmişliğini doğrudan etkileyen olgulardır. Dağlık bölgelerin ulaşım ve gelişmişlik sorunları olurken akarsuların geçtiği sulak ve düzlük alanlarda medeniyet daha gelişmiştir.

Coğrafya ve iklimin bağladığı komşuları ise siyasi ve ekonomik gelişmişliğe yardım edecek en önemli unsurdur. Birbirini ekonomik olarak tamamlayan komşularla yapılacak ticaretle karşılıklı fayda ve siyasi uyum sağlanabilir.

Ülkenin tarımsal zenginliği coğrafi yapısının belirlediği iklime  bağlıdır. Dağların ve ovaların dağılımı, göl ve akarsuların ülkedeki konumu insanların yerleşecekleri yerleri de belirler. İnsanoğlunun kurduğu her şehir bir gerekçeye dayanır. Buda eskiden beri su, güvenlik ve önce tarımsal üretim sonrasında ticaret yapabilmektir.

Ülkeden doğup diğer ülke veya ülkelerden geçen nehirler(sınır ötesi) ve dağlar ortak anlayışla kullanılması gereken değerlerdir. Akarsuyun yukarılarındaki ülkenin fazla baraj yaparak aşağıdakilere daha az su ve verimlilik bırakması ciddi sorunlar doğurabilmektedir. Ülkenin denize kıyısı olması, sadece komşularıyla değil uluslararası ticaret yapabilirliği anlamını taşır.Nitekim tarihteki önemli tüm yerleşim yerleri deniz veya nehir kenarında kurulmuştur. 

Dünyadaki yeri ve komşularının coğrafi yapısı, ülkenin iklimini belirler. Himalayalar, Alpler ve Ant dağları çevre ülkelerin iklimlerini doğrudan etkilemektedir. İklim ise tarımsal üretimin çeşitliliği ve verimliliğini belirler. Örneğin Himalayalar'ın güneyindeki ülkeler (Hindistan,Bengaldeş,Tayland,Vietnam v.b) şiddetli Muson yağmurları ve verimli topraklara sahiptirler.

Diğer taraftan iklim, tarım dışında ülke mutfağının temel belirleyicisidir. Var olan iklim koşullarında yetişen tarımsal ürünlerle coğrafyanın izin verdiği hayvansal ürünler dini inançlarla birlikte halkın yeme içme düzenini(mutfağını) oluşturur. Sıcak veya soğuk iklim ülkelerindeki mutfaklarda çok farklıdır.

Coğrafyanın anlaşılmasından sonra üzerinde durulması gereken ikinci konu, halkın sosyal durumu ve inançlarıdır. Katı ve dogmatik inancı olan ülkelerle, inancı ve sosyal ortamı daha esnek olan ülkelerin gelişimleri de farklı olmaktadır. 

Ülkenin coğrafyası, doğası, inançları ve sosyal hayatı anlaşıldıktan sonra geçmişinin ve buna bağlı gelişen kültürünün araştırılması uygun olacaktır. O topraklarda eskiden kurulmuş medeniyet ve devletlerin güç ve zafiyetleri artık daha net anlaşılabilir. 

Tarihi yerler bu bilinçle gezildiği taktirde daha iyi  anlaşılacaktır. Aksi, boşuna anlatılan bir sürü tarih ve isimden ibaret kalacaktır. Ancak bir çok turda, görülmesi gereken tarih ve  yapılar anlatılmakta ama o dönemdeki halkın yaşamını belirleyen koşullar yeterince işlenmemektedir. Diğer taraftan tarihteki medeniyetlerin ortaya çıktığı çağdaki dünyanın ve o bölgenin ekonomik ve siyasi yapısı da etraflıca anlatılmalıdır. Sadece doğa ve eski yapılar görülerek yeterli tatmin elde edilemez kanaatindeyim.

Örneğin, İspanyol olmayan Kristof Colomb ve Ferdinand Macellan, Hindistan yolunu, doğuya gidip Afrika'yı dolaşarak bulan Portekizlilere Papa tarafından verilen ayrıcalığa karşı  İspanya Kralının desteğiyle batıya giderek bulmaya çalışmışlardır. 16.yy sonlarında denize Cadiz yerine sahili olmayan Sevilla'daki Guadalquivir nehrinden açılmaları o çağdaki gemilerin büyüklüğü ve Sevilla'nın zenginliği ile ilgilidir. 

Sonuç olarak gezginler öncelikle gidecekleri ülkenin coğrafi sosyal ve siyasi yapısını öğrendikten sonra eski tarihi ve yapıları ile kültürleri öğrenmelidir. Tarihi yapılar ve ayrıntıların anlatıldığı gezilerin dönüşünde bunları hatırlanmamak güç olmaktadır.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder