10 Ocak 2014 Cuma

Ekonominin 2014 görünümü

2014'e girdiğimiz bu gülerde yıla genel olarak bakmak istiyoruz. Konuyu iç ve dış etkiler olarak ikiye bölerek incelemek gerekir.
Birinci olarak iç dinamiklere bakmak istiyoruz.  Kamu borcunun GSYH oranı düşük düzeyde seyretmektedir Borçlanmada başarılı politika izlenirken, harcamalar enflasyonun üzerinde artmaktadır. Diğer taraftan toplanan vergilerin ağırlığı dolaylı vergilerdir. Vergilendirme maalesef genele yayılamamıştır. Her yıl tek defalık gelirler bütçe gelirleri için önemli olmaya devam etmektedir. Çıkarılan teşvikler ise cari açığı azaltıcı sonuçlar doğuramamıştır.Sonuç olarak Mali Politikaların başarılı sonuçlar doğurduğunu ifade etmeliyiz.

Para Politikasına gelince; Açık Piyasa işlemleri ve Zorunlu karşılıklar karmaşık denecek kadar etkin kullanılıyor. Ancak para politikasının en önemli silahı faiz politikası uzun süredir etkin olarak kullanılamıyor. Bunda TCMB'nın tercihi kadar siyasi otoritenin de isteksizliğinin rol oynadığını görebiliyoruz.

İçeride en zayıf göstergemiz cari açıkta düğümlenmektedir. Uzun yıllardır ekonomik büyümemiz, yetersiz yurt içi tasarruflar yerine geçen cari açıkla finanse edilir olmuştur. Bu da ekonominin yumuşak karnı haline gelmiştir. Son bir aydır siyasi gerilim ve yolsuzluk soruşturmaları nedeniyle algının bozulması döviz kurlarının aşırı yükselmesine neden olmuştur.

Ülkenin borcunu ödeyememesi riskini gösteren CDS ler 120'lerden 250'e yükselmiştir. Doğal olarak bu yükselmenin içinde FED'in tahvil alımını azaltmanın (QE tapering) etkisinin de olduğunu biliyoruz. Ancak diğer gelişmekte olan ülkelere oranla Türkiye'nin etkilenmesi iç dinamikler nedeniyle daha fazla olmuştur.

Gerek iç gerekse dış dinamikler dolayısıyla yükselen kur ve faizlerin ana etkisinin Türk özel sektörü üzerinde olacağını söyleyebiliriz. Cari açık dışında bütçe dengesi, borç oranının düşüklüğü ve diğer makro göstergelerin güçlü seyretmesi  kamunun daha az etkilenmesine neden olmaktadır. 

Yükselen faiz ve kurların Bankalar üzerindeki etkisi ayrı bir yazı konusu olacaktır. Özel şirketlerimizin 160 mlr dolar civarındaki açık pozisyonları 2013 yıl sonu bilançolarının bozulmasına neden olacaktır. Ayrıca yükselen faizler kredi maliyetlerini de artıracağından 2014 yılı faiz giderleri de yükselecektir. Her ne kadar özel sektörümüzün kısa vadeli dış borcunu uzatabileceğini varsaysak bile belirli bir baskı altında kalacaklarını söyleyebiliriz.

Hane halkının döviz borcunun yüksek olmaması kur artışlarının toplum için  sistematik riske dönüşmesini engellemektedir.

Volatilite ve likidite azalması nedeniyle 2014 yılı büyümemizin 2013'ün yarısı seviyelerine gerileyeceği kanaatindeyim.Yükselen faiz ve kurlardan kamu kesimi daha az etkilenirken özel sektörümüzün daha fazla etkileneceğini ancak bunu aşabileceğini düşünüyorum.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder