6 Eylül 2014 Cumartesi

"Ağustos'un yarısı yaz yarısı kış"

"Ağustos'un yarısı yaz yarısı kış" deyişini çoğumuz büyüklerinden duymuş olmalarına karşın nereden geldiğini bilmeyiz. Bu yazımızda kaynağını ve nedenlerini anlatmaya çalışacağız.
Bugün Miladi denen Ocakta başlayıp Aralıkta sona eren takvimi kullanmaktayız. Dünyanın güneş etrafında 365 / 366 günlük hareketi esasına dayanan batı ülkelerinin de kullandığı bu takvime Güneş takvimi denir. 

Tarım toplumlarında ise yörelere göre farklı olsa da Halk Takvimi kullanılır. Yaşamlarını çiftçilik ve hayvancılık ile sürdüren toplulukların takvimleri mevsimlerin ve her mevsimin içindeki bölümlenmelerin yıl içinde, her defasında aynı hava şartlarına rastladığı görülür. 

Halk Takvimi

Ege Bölgesinde Halk Takvimine göre yıl beş (sekiz) mevsime bölünür. Bunlar;
  • Bahar: Mart (22 Mart - 5 Mayıs) 
  • Hıdırellez: (5 Mayıs - 21 Haziran) 
  • Yaz (22 Haziran - 13 Ağustos) 
  • Ağustos (14 Ağustos - 21 Eylül) 
  • Güz (22 Eylül - 5 Kasım) 
  • Kasım (6 Kasım - 21 Aralık) 
  • Kış: Zemheri (22 Aralık - 31 Ocak) / Karakış (1 Şubat - 21 Mart) 
Beş mevsim içinde aslında sekiz mevsim ayrımına gidilmiştir.Tarımsal ürün hasadına dayanan bu takvimde sıcaklıkların seviyesi de kolayca anlaşılabilir.

Bahar gün dönümü ile başlayıp Hıdırelleze kadar devam eder.Bu dönemde düzenli meyve veren bitkiler(asma, incir, zeytin) budama ve bakımı ile pamuk, buğday v.b gibi ürünlerin ekimi yapılır. 

Hıdırellez gelince 5 Mayıs günü Ege'de baharı karşılamak amacıyla kırlara pikniğe gidilir, dilek ağacına çaput(bez) bağlanırdı. Çocukluğumdaki bu pikniklerde kaynamış yumurta, kuru köfte, börek, yaprak sarma, peynir, zeytin ve ayranla gazoz olurdu. Akşamları da yakılan ateşin üstünden atlanır dilek dilenirdi. Havaların ısınmaya başlaması eğlence ile karşılanırdı.

Yaz ise kendi içinde Gün dönümü ve Ağustos olarak ikiye ayrılırdı. Yılın en uzun günü 21 Hazirandaki gün dönümünden sonra başlayıp 13 Ağustos'a kadar devam eden yaz günleri sıcak, akşamların geç olduğu ılık geceleri gösterir. Halk meteorolojisi alanında halkın bilgi ve tecrübesine örnek oluşturan başka bir olayda eyyam-ı bahur günleridir. Eyyam-ı bahur halk arasında ağustosun ilk haftası olarak kabul edilen yılın en sıcak günlerinin adıdır. Halkımız güneş ışınlarının en etkin olduğu kabul edilen bu günlerde birtakım inançlara bağlı olarak bazı uygulamaların yapılması gerektiğine inanır. Özellikle denize girerken boyuna çivi asma çok yaygın olarak kullanılır. Asılan çivi veya demir parçasıyla, suyun dik gelen güneş ışıklarına prizma görevi yaparak kırılması sonucu insan vücudunda lekelere neden olması engellemek istenmektedir. 

Bu dönemde turfanda(erken yetiştirilen) ürünler yerini tarla ürünlerine bırakır. Meyve ve sebze bollaşıp ucuzlamıştır. İnsanlar deniz kenarlarına yazlıklarına taşınıp doğa ile daha yakın olurlar. Balıkçılar yasaklar nedeniyle toplu balık avlanması yapamaz ve balık azalır. Denizlerde kuzeyli rüzgarların serinlik getirmesi beklenir. Öğleden sonraları denizden esen İmbat en büyük kurtarıcıdır. İmbat almayan koylar pek makbul değildir. Denizle dostluk artar. Denizlerin açıklarındaki fırtınalar kıyıları inmez. 

Bulutsuz göklerde, erken saatlerde(4,30) doğan ve geç saatlerde (21,00) batan güneş ışıkları, doğaya derinlik ve renk katar. Doğa keskin renklerle birbirinden ayrılır. 

Ağustos'un yarısı yaz yarısı kış

Ağustos'un 14'ünden 21 Eylül'e kadar Ağustos ayı başlar. İşte bu ayın yarısı yaz yarısı kıştır. Burada kastedilen Ağustos Miladi olan değil eski Tarım toplumunun kullandığı Ağustos'tur. 28 Ağustostan itibaren havalar serinler. Denizlerde fırtınalar artık kıyıları vurur. Kısalan günlerde poyraz, yıldız sert ve serin esmeye başlar. Hatta bazen bora ile birlikte yerel yağışlar görülür.

Bölgenin başlıca ürünü üzüm ve incir hasadı yapılmış ve kurutulmaya başlanmıştır. Eylül başında kurutma işi bitmiştir. Ürünlerin olgunlaşması ve tatlanması için sıcağa artık ihtiyaç yoktur. 

20-22 Ağustosta ilk hava bozmasının ardından 28 Ağustosta yıldız poyraz sertleşmeye başlar.Eylülün 2-5 arasında bora bazen yağmur getirir ki kurumakta olan üzüm ve incir için çok zararlıdır. 9 Eylül İzmir'in kurtuluşundaki fırtınayı, 15-17 Eylül fırtınası izler. 

Çocukluğumdan beri hatırladığım bu fırtınalar nedeniyle sergideki üzümleri korunması, limanlık koyda demirli sandalın demir tarayarak kıyıya vurmaması için uykudan kalktığımı hiç unutamam. 

Eski Ağustos'un gerçekten yarısı yaz diğer yarısı ise güzdür.   






                                                                                                                                     
                                                                                      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder