20 Kasım 2014 Perşembe

Toskana Gezisi

Ekim ayı sonlarında İtalya'nın Toskana bölgesine gezi ve şarap tadımı seyahatim ile ilgili gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım.
İstanbul'dan Bologna'ya uçtum. Bologna'ya THY ile Atatürk hava limanından ve Pegasus'la Sabiha Gökçen'den 2,15 dakikada uçabilirsiniz.

Bologna

Bologna,
Alp'lerden dikine bir yay gibi çizmenin içlerine doğru inen Apenin dağlarının doğusunda yer alan 400 bin nüfuslu bir şehir. Avrupa'nın ilk üniversitelerinden(1088) birisi bu şehirde kurulmuş. Tuğla ile yapılan binaları nedeniyle "kızıl şehir" deniyormuş. Ancak solcu ve entelektüel olduğunu da unutmamalıyız. 

 Mozaikli kaldırım

Etrafı ormanlarla dolu Bologna'da orman ürünleri ve mobilyacılık gelişmiştir. Şehirde üniversite öğrencisi fazlalığı hemen dikkati çekiyor. Bol yağmur alan şehirde yapılan binaların yol tarafının üstü kemerli kaldırımlarla bitirilmiştir. 

Bologna'nın gelişmiş mutfağının etleri ve sosisleri çok güzelmiş. Herkesçe bilinen Spagetti Bolonez (salçalı kıyma) Bologna'ya aittir. 

Bologna'dan hızlı trenle Milano'ya, Floransa'ya kısa sürede ulaşabilirsiniz.

Orta çağda Kutsal Roma İmparatorluğuna bağlı olan Bologna'da Katedralin bulunduğu meydan şehrin merkezi sayılabilir. Buranın hemen yanında Neptün çeşmesi ve Belediye binası bulunuyor. Bu meydanlara açılan trafiğe kapalı yollarda alışveriş dükkanları ve kafe ve lokantalar mevcut.
 Neptün Çeşmesi

 Bolognaa Katedrali

Katedralin yakınlarında Asinelli(97m) ve Garisenda(47m) ailelerine ait ikiz kuleler yana doğru 3m yatmış durumdalar. Söz konusu kuleler orta çağda  koruma amaçlı olarak yapılmış. Bologna'da bu kulelerden 100 den fazlası varmış. 

 İkiz kuleler
Şehir gezisinden sonra arabayla Floransa'ya hareket ettik. Apenin dağlarını doğudan batıya geçerken yolda McArthur Glen outlet'e uğradık. Ormanlık ve virajlı yol çok güzel ancak trafiği çok yoğun. 


Floransa

Toskana'nın merkezi Floransa Rönesans'ın başladığı şehir olarak bilinir. Arno nehrinin kuzeyinde kurulmuş olan şehir yürüyerek gezilebilecek 350 bin nüfuslu sanat yapıtlarıyla doludur. Kilise ve katedraller, tarihi Ponte Vecchio köprüsü ile açık hava müzesi gibidir. Uffizi (ofis) müzesi gezilmesi gereken bir yerdir.

2.Dünya Savaşında Floransa'da bombalanmayan Vecchio köprüsü önceleri  kasapların satış yeri iken şimdilerde mücevher ve hediyelik eşya satılan dükkanlarla doludur. 20 yıl önce bakımsız olan Arno nehri şimdilerde güzel vakit geçirilecek bir yerdir. 

 Floransa sokakları
Orta çağda zenginleşmiş şehirde başta Medici ailesi olmak üzere aileler sanata değer vermişlerdir. İtalya'nın kültür başkenti Floransa'nın doyumsuz manzarasını Arno nehrinin güneyindeki Michelangelo tepesinden seyredebilirsiniz. 


Michelangelo tepesinden Floransa
Floransa'nın etlerinin güzel olduğu söylenmesine karşın deneylerimiz bunu doğrulamamıştır. Buna karşılık ara sokaklarda bulabileceğiniz küçük pizza dükkanları ve meydanlardaki kafeler keyifli zaman geçirilecek yerlerdir. Özellikle pita ekmeğine seçiminize göre hazırlanan sandviçinizi(3euro) bir bardak şarap eşliğinde(5euro) sokakta yiyebilirsiniz.




Arno üzerinde tarihi Vecchio köprüsü
Toskana gezimizin merkezine Floransa'yı alıp günü birlik etrafa gidecektik. Akşamları da Floransa'yı yaşamaya zamanımız kalacaktı. 

Pisa

Sabah erkenden arabamızla Pisa'ya hareket ettik. Yemyeşil ve verimli ovada yer alırken etrafı seyretmeye doyamadık. Yolda geçtiğimiz "Prato, Pistoia" bölgesinde çeşitli ağaçlar yetiştirilip ihraç ediliyormuş. Beraber olduğumuz bir arkadaşımız Türkmenistan'da çalışırken bu bölgeden birkaç milyon dolarlık ağaçlar ithal ettiklerini belirtti. 

Pistoia'da "Montecatini"kasabası bölgenin termal merkezi. 20 bin nüfuslu bu küçük kasabada spa olan otellerde güzel vakit geçirilebilir.

Arno nehrinin denize döküldüğü yer olan Pisa orta çağdan itibaren korsanlıkla zenginleşmiş bir şehirdir. Genova'lılarla sürekli savaş halinde olmuşlardır. Sinop'ta bir koloni kurmuş olmalarına karşın Haçlı seferlerinden sonra kaybedilmiştir.
 Pisa Çan Kulesi

Pisa'da kale içinde kilise,vaftiz binası ve çan kulesi 14yy başlarında bitirebilmiş. Tüm yapılarda Bizans mimarisinin etkisi kolayca görülebilir. Ovada yapılan kule zamanla yan yatarak dünyanın en bilinen yapıtlarından birisi haline gelmiştir. Bugün ise daha fazla yatmadan ayakta kalmasına çalışılmaktadır. Kulenin tepesine çıkarak etraf seyredilebilir. Ayrıca tüm ziyaretçilerin elleriyle yan yatan kuleyi tutarken fotoğraf çektirme çabaları görülmeye değer.


Lucca

Surlarla çevrili eski şehrin sur dışındaki hendekte orta çağlarda su bulunurmuş. Kale duvarları savunma açısından önemini yitirince buraları seyir yerlerine çevrilmiş.
 Surlar


Eski şehir kapısı
Surların içinde dar sokaklar ve küçük meydanlarda kafeler ve lokantalar yer alıyor. Sokaklardaki dükkanlar ve kalabalık ortam ziyaretçileri hemen içine alıyor. Orta çağdan kalmış ve yıkılmış olan amfi tiyatronun olduğu daire şeklindeki meydanın etrafında lokantalar yer alıyor. 
 Antik amfi tiyatro

Meşhur bestekar Puccini'nin burada bir evi bulunuyor. Her yıl Temmuz/Ağustos'da Lucca'ya yakın Terro Del Lago'da  opera festivali yapılıyor. Lucca hem alışveriş hemde hoşça vakit geçirmek için kaçırılmaması gereken bir şehir.

Akşamın ilk saatlerini de Lucca'da geçirdikten sonra bir saatlik yolculukla Floransa'ya döndük. Yorgun olmamıza karşın kendimizi Republic(Cumhuriyet) meydanındaki kafelere attık.


San Gimignano

 Manzara
Sabah Toscana'nın en sevimli köylerinden birisi sayılan San Gimignano'ya 1,30 saatte gittik. Köye yaklaşırken tepedeki köyden gökyüzüne yükselen kuleleri gördük. Toscana'nın Manhattan'ına gidiyorduk.


 Kuleler


Kilise meydanı
 San Gimignano giriş kapısı

 Ana cadde
Etrafı bağlarla çevrili küçük bir tepenin üstünde surlarla çevrili sevimli bir köye girdik. Ana caddeden  kafe ve Gelato(İtalyan dondurması) dükkanlarının olduğu tepedeki meydana geldiğimizde etrafımızda birçok kule gördük. Buradan ovayı seyretmek ve dondurma ile bizim aşurenin kurusuna benzeyen "Panforte Margherita" kekinden yedik. Bu keki hava alanlarında da bulabilirsiniz.
 Panforte Margherita

San Gimignano'da  "Alpagio" denen beyaz şeffaf taştan hediyelik eşyalar da alabilirsiniz. San Gimignano'ya doyamadan Siena'ya hareket ettik.


Siena
 Salyangoz kontluğu

Kaplan Kontluğu
Sönmüş bir volkanın üstüne kurulmuş Siena'ya varmamız bir saati geçti. Surların içinde eski bir şehir olan Siena'da 17 kontluk var. İlk girişte salyangoz, sonra kartal ve panter gibi kontluklar hemen dikkatinizi çekiyor. Her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustosta kontluklar arasında düzenlenen Palio de Siena at yarışları şehrin ana meydanında yapılıyor. Binlerce turist bu anı  izlemek için Siena'ya koşuyor.Siena'nın içinde yer darlığından neredeyse hiç yeşillik yok.



 Katedral

 At yarışlarının yapıldığı meydan



Yarışların yapıldığı meydandaki lokantalarda karnınızı doyurmanız mümkün. Kiliseden ayrı olması gereken vaftizhane yer darlığından alta, çan kulesi de bitişiğine yapılmak zorunda kalmış.

Siena'dan şarap tadımı için "Meleto Castle" doğru hareket ettik.


Meleto Castle

Otoyoldan ayrılarak köy yollarından uzun bir yolculuktan sonra tepedeki Meleto şaraphanesine vardık. Meleto köyünün kalesinin olduğu yerdeki şaraphaneye gelinceye kadar bağların arasından geçerek doyumsuz manzaralar seyrettik.  
 Bağlar ve Şaraphane


Volkanik bir arazi olan Toskana'da küçük tepelerin eteklerindeki bağlar, şarapçılık için çok uygun olduğu anlaşılıyor. Şarapçılık için kanun varmış.

 Castel Meleto
Toskana bölgesinin Sangiovese üzümü Chianti şarabı olabilmek için beyazda %100, kırmızı da en az %80 oranında kullanılmalıdır. Ayrıca İtalya'da şaraplar %12 alkol içermeliymiş. Bizim tattığımız şaraplar ise %14 oranındaydı.

"Pekorino" peyniri eşliğinde tattığımız şarap çeşitleri arasında beğendiklerimizden birkaç şişe alıp günü bitirdik. Şarap tadımından sonra  günün geç saatlerinde yola koyulduk.

Ertesi gün güzel Toskana bölgesini ve İtalya'yı bırakıp İstanbul a döndük.

.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder