20 Mart 2015 Cuma

Zeytin Gözlü

Kumral teninde gözlerini daha belirginleştiren kaşlarının altındaki  zeytin gözleri, insanın hemen dikkati çekiyordu. Bir erkeğin zeytin yeşili gözlerini bu kadar delici yapan uzun sivri kirpikleriydi. Ürkek ama kibar bir delikanlı olarak banka çalışanlarını ilk andan itibaren etkilemişti.
O ise, Egenin denize uzak zeytini bol kasabasında varlıklı, bir ailenin kızı olarak yaşamını sürdürmüştü. Varlıklı bir  ailenin biricik kızıydı. Babası ve annesi üniversite okumasını arzuluyordu.

Koyu teni siyah saçları ve cilveli yürüyüşüyle babasının beyaz eşya dükkanına giderken esnafın ve kahvedekilerin dikkatini çekiyordu. Bundan da için için keyif alıyordu. Gerekli gereksiz çarşıya çıkıp babasına uğruyordu. Beğenilmek genç kız onurunu okşuyordu ama onu özel hissettirecek hiç erkek arkadaşı olmamıştı. 

Üniversite sınavını kazanıp İzmir'e okumaya gitti. Hayallerini gerçekleştirebilecek özgürce kendi kararını verebilecekti. Ancak üniversitenin ilk yılında da arzu ettiği flörtü  türlü bulamamıştı.

Yazın, ailesiyle gittiği  otelde, güneşten bronzdan siyaha dönmüş adaleli, esmer su sporları hocasını görür görmez vuruldu. Annesinin karşı çıkmasına karşın sosyal durumu kendisine uygun olmayan oğlanla flört etmeye  başladı.

Tatilden dönünce ailesine baskı yaparak, onların itirazına karşın oğlanla evlendi. Babası mecburen damadını yanında işe aldı. Kızı da yaşadığı ilk ilişkinin coşkusuyla okulu bırakıp doğduğu kasabada, babasının hatırıyla bankada işe başladı.

Ancak, ilk yılların aşk ve şehveti geçince aralarındaki sosyal  dengesizlik  mutsuzluğa dönüştü. Yaptığı yanlış seçimi ailesiyle paylaşamıyordu.

İşe yeni başlayacak yakın kasabanın delikanlısı  bankoda yanına gelip elini uzattığında "yeşil gözleri"nin derinliğinde kaybolduğunu hissetti. Boğazından içine doğru sıcaklık bir aktı.  Ruhuna huzur dolmuştu.. Hele zeytin gözleri onu  teslim almıştı.

Oğlanın işlere alışması için sürekli yardım ediyordu. Kızın ilgisini ve  sıcaklığı oğlan da fark etmişti. Bakımlı, işveli, siyah saçlı cazibeli kadın da oğlanı etkilemişti. 

Üniversiteyi yeni bitirmiş oğlan,mahcubiyetinden söyleyemediklerini sabahları dekontların arkasına. "Kasabanın en güzel kadını" "Siyah saçların ipek gibi" "İyi ki buradasın işe çabuk alıştım" diye yazıyordu. Kadın da  "zeytin gözlerinin güzelliğinin farkında mısın?" "sen geldiğinden beri sabahları koşarak bankaya geliyorum" diye yanıtlar veriyordu..

Hiç yalnız kalıp konuşamıyorlardı.. Özelleri, dört kelimeyi geçmeyen ve daha sonra yırtıp atılan dekont arkası yazılardı.

Nihayet İzmir'de birlikte katıldıkları eğitimin akşamında kordonda yenilen yemekte aşklarını itiraf edip birlikte oldular. Kız köprüleri atmıştı.  Sabaha kadar süren ateşli sevişmelerden sonra her ikisi de başka yerlere atanarak kızın boşanmasına karar verdiler. Buldukları çözümün ve birlikteliğin mutluluğuyla, sarılıp uyudular.

İlk kez bedeniyle ruhu aynı anda tatmin olmuştu. Barışın simgesi zeytin, oğlanın gözlerinde onları huzura kavuşturuyordu.

Döndüklerinde onları kötü bir sürpriz bekliyordu. Müdür çöp tenekesinde yırtıp atılmış dekontlardan ilişkilerini öğrenmişti.Önce kızı çağırıp ilişkilerinin boyutunu sordu. Kız aşkından emin olarak, oğlanı sevdiğini, anlaşamadığı eşinden çocuklarının olmadığını başka yere tayin olabilirse boşanıp oğlanla evleneceğini ifade etti.

Müdür oğlanı çağırdığında; korkmuş ve telaşlı olduğunu fark etti.  "Kendisinin çok genç olduğunu evlenmeyi düşünmediğini, ailesinin haberi olmadığı gibi  aralarındaki ilişkinin basit bir iş yeri flörtünden başka bir şey olamadığını, evli bir kadınla ilişkisinin asla duyulmasını istemediğini" söyledi. Oğlan ilişkisine sahip çıkmadığı, verdiği sözleri tutmadığı gibi kızı zor bir durma sokmuştu.

Kız zeytin gözlüsünü bulduğunu düşünürken oğlan kızı önemsememişti. İlişkisini yok saymıştı. 

Öğrendiğinde yıkıldı. Yaptığı yanlışı düzeltebileceğini sanırken  gene yanılmıştı. 

Yanlışlarıyla doğruyu bulacaktı. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder