3 Eylül 2015 Perşembe

Rodos (Mikanos-Santorini) gezisi

Ağustos ayının sonlarında ETS'nin Aegean Paradise gemisi ile 1. Dünya savaşında önce Türkiye'ye ait olan Oniki (Dodecanese) adaların en büyüğü olan Rodos ile Kiklad takım adalarından Mikanos ve Santorini'ye yaptığım geziyle ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Gemi


Gemiye binmeden bavullarınızı ETS yetkilileri alıp size kamaranızda teslim ediyorlar. 750 kişi saat 14 ile geminin hareket saati 17'ye kadar yavaş yavaş giriş yaptıklarından girişte ve  gümrükte sıkışıklık olmamaktadır.Girişte,  ETS yetkilileri başarılı organizasyon yaptıklarını söylemeliyim. 

8 güvertesi bulunan gemide  kamaralar 4,5,6. güvertelerde yer alıyor. Biz küçücük balkonlu kamaramızda çok rahat ettik. Gerek yatak gerekse banyo ve oturma koltuğu temiz ve rahattı. 7 ve 8. güvertede havuz ve güneşlenme alanları ile yürüyüş parkuru bulunuyor. 3. güvertede restoran ve eğlence salonu ve kumarhane, 2 güvertede resepsiyon ile duty free ve 1 güverte de ise gemiye giriş ve çıkışlar yapılıyor..

Rodos
 Denizden Rodos


Akşamüzeri saat 17'de kalkan gemi ertesi sabah 8'de Rodos adasının kuzeydeki Rodos limanına yanaştı. Rodos (Marmaris'ten deniz otobüsleriyle de ulaşılabilir) on iki adanın en büyük ve en gelişmiş olanı. San Jan şövalyeleri tarafından uzun süre yönetilen sonra Osmanlı yönetimine geçen kale içindeki şehir Unesco miras listesine alınmıştır. Kale içindeki Üstatlar Sarayı, Şövalyeler sokağı, Osmanlı camileri, kitaplığı ve hamamları gezilip bol bol alış veriş yapılabilir.
 Şövalyeler sokağı


Gemide 1)Rodos gezisi 2)Lindos gezisi 3)Eski liman gezileri yapılıyor. Bu geziler pahalı olmakla birlikte ilk kez gidenler ve yabancı dili olmayanlar tercih etmelidir. Biz daha önce Rodos'u gördüğümüz için limanın karşısından araba kiralayarak gezmeyi tercih ettik. Küçük Nissan arabayı 70 euro gibi pahalı bir fiyata kiraladık.

 Kale içi ve kuleler
Adada gezilebilecek başlıca yerler, Rodos şehri, Lindos kasabası ve tepedeki Akropol,7 şelale, Kelebekler vadisi ve Faliraki olarak sıralanabilir.

 Lindos ve Akropol

 Büyük koy

 Küçük koy
Biz hemen Lindos'a gidip Akropole çıktık. Gerek büyük plaj gerekse de küçük plaj ile açık Ege Denizi görüntüsü muhteşem. Küçücük dar sokaklarda dükkanlar arasından merdivenlerle tırmanarak (Oldukça zorlayıcı) çıkılabileceği gibi eşeklerle de çıkılabilir. Bembeyaz yamaç evleriyle Lindos'un tepesindeki Akropol'de (6 euro) restarasyon devam ediyor. Son on yılda tapınakların sütunları dikilmiş ve eski dönem daha belirgin hale gelmiş.  Yamacın ortalarında yer alan kasabanın aşağısındaki plaja, çıkışı düşünerek arabayla inmenizi tavsiye ederim.

 Akropol

Lindos'tan ilerisi eski yıllarda bakir kumsallarla dolu idi. Ama şimdi başta Pefki, Lardos, Kiotari plajlarında oteller ve tatil yerleri yapılmış.

 Lindos çarşı
Lindos'tan ayrıldıktan sonra yarı yolda Tsambaki plajında durduk. İlk gözümüze çarpan şey "Naturist  & Nudist at the end"  oldu. Her plajda çıplaklar için bir bölüm var. Biz çocuklu olmamıza karşın uçtaki çıplaklar kampından hiç rahatsızlık duymadık. Plajlar havlunuzu kuma sermek kaydıyla ücretsiz. Her plajda kabin ve duş imkanı da var. Şemsiye ve 2 şezlong 8 euro. Güney doğuya bakan ve en az rüzgarlı ve dalgalı kumsalda denize girip saat 15,30'da hareket ettik.

 Tsambaki Plajı
Doğa ve tarihi yerleri gezmiş turistik alışveriş yapmış ve Ege denizinde yüzmüştük. Şimdi sıra çok iyi korunan kale içindeki Rodos'u bir kez daha gezmekti  Yukarıda belirttiğim sokakları tekrar gezerek saat 17,30 da gemimize döndük. 

Daha önce gördüğümüz adanın kuzey batısındaki Kelebekler vadisi  ile Rodos dönüş yoluna yakın Yedi şelale gezmedik. Vaktiniz olur ise Kelebekler vadisi gezilebilir. Adanın kuzey  batısında görülecek turistik bir şey olmadığı ifade edildi.


P.S.Bunları da okumanızı tavsiye ediyorum.

http://derin.gazep.com/2015/09/santorini.html

http://derin.gazep.com/2015/09/mikanos.html


2 yorum:

  1. Öncelikle gezini bizlerle paylaşman dolayısıyla şükranlarımı sunarım.
    Araba kiralayıp, kafanıza göre çevreyi keşfetmeniz iyi olmuş.
    Bizler de ailecek 08-12.09.2011: Apex Tur organizasyonuyla ve Ocean Majesty gemisi ile İzmir - Mikonos – Santorini – Rodos – İzmir seyahati yapmıştık. Internetten iletişim kurarak bindiğimiz gemide, organizasyonun Yunanlar tarafından yapıldığını anladık. İlk gecemizde bizlere bir eğlence programı dağıttılar. İlk gece Elen gecesiydi ve misafirlerin mavi & beyaz kıyafetlerle eğlenceye katılmaları isteniyordu. Yolcuların tamamı Türk idi. Kimse buna uymadı. Şahsen giyebileceğim kırmızı & beyaz bir şeyler var mı diye baktım. Yoktu.
    İlk gittiğimiz Mikonos beyaz badanalı evleri, çiçeklerle süslü daracık sokakları ve muhşem turkuaz denizi ve plajlarıyla, şehir meydanındaki kafe ve restoranlarıyla pek sevimli idi.
    Santorini ise,3600 önce patlayan volkan sonrası, Girit medeniyetini de yok eden Atlantis efsanesine kaynak olmuş bir adaydı.. Yüzlerce metrelik dik uçurumlar üzerine yapılmış evler pek özeldi. Köylerin ortasındaki körfezi de aslında bir yanardağ krateriydi ve evler bu kraterin çevresini dolduruyordu. Konut yerleşimine uygun olmayan çepeçevre dik krater yapısı dolayısıyla seyahat ettiğimiz geminin yanaşabileceği bir liman bile olamadığından, bizi küçük teknelerle alarak, Beyoğlu’ndaki Tünel’e benzer bir araç ile tepenin üstüne, çarşıya taşıdılar.
    St.John şövalyelerinin adası olarak bilinen Rodos’ta, şövalyelere ait Ortaçağ kalesini, siperlerle çevrilmiş surları, adeta labirent gibi tanzim edilmiş hendekleri dolaşırken, buraları fethetmiş atalarımızın çektiği sıkıntıları tahayyül etmekte zorlandım. Kununi Sultan Süleyman döneminde, 1522’de fethedilen Rodos, 390 sene sonra 1912’de, İtalyanların eline geçecektir.
    Antik dönemden kalma akropolis, tiyatro, stadyum ve Apollon Tapınağı yanında, günlük hayata ait alanlar, kiliseler ve saraylar dolaşıp gördüklerimiz arasındaydı.
    Gezimiz, ortam ve gördüklerimiz beni fazlasıyla memnun etti ama organizasyonda varit Elen milliyetçiliği, gezi esnasında yapılan tercihler beni hasta etti. Bu organizasyonla katıldığıma pişman oldum. Örneğin;
    - Adalardan birinde (sanırım Rodos), Pisa kulesine benzer eğik bir kuleye götürdüler. Kulenin altındaki plakette, kulenin Türkler zamanında eğildiği ve Türklerin hiçbir önlem almadığı yazılıyordu. Elbette konu Türklerin barbarlığı ise, onlar da Elen uygarlığının temsilcileri ise,kimsenin "Peki kuleyi siz niye dikiltmediniz?" diye sormayacağından emin gibiydiler.
    - Rodos merkezinde bir sokakta ilerliyorduk. Rehberimizin türk yardımcısı, önünden geçtiğimiz yapının bir kütüphane olduğunu ve cami külliyesine ait olduğunu söyleyince, Yunan rehber programın dışına çıkmaması için yardımcısını uyardı. Oysa, herhalde Türkleri en çok ilgilendirenin bu olacağı açıktı. Her şeyden önce, caminin kendisini göremedik -ya da artık yoktu. Üstelik cami külliyeleri imarethaneleri, konaklama yerleri, okulları vs. ile bir bütündür. Kütüphanesi varsa, bunların olmaması düşünülemez. Bizler nasılsa "barbar Türklerdik ya" atalarımızın böyle bir medeniyete sahip olduğunu bilmemiz gerekmezdi. Rehber kadın bizi bir büyük yapının önüne götürerek gösterdiği bir mazgalın arkasında Cem Sultan'ın bir süre adadaki şövalyelerin tutsaklığında kaldığını, sonra buradan alınıp götürüldüğünü, Türklerde padişahların evlatlarını katletmesinin gelenek olduğunu vs. anlattı. İçini boşalttı. Programa itiraz eden bir tek Türkün çıkmaması ayrıca dikkatimi çekti. Bunları hatırlamama vesile olduğu için Halil Eroğlu'na tekrar şükranlarımı sunarım.

    YanıtlaSil
  2. İlgi ve katkılarınıza teşekkürler. Ancak isminizi bilmiyoruz. Sağolun.

    YanıtlaSil