19 Eylül 2018 Çarşamba

Kuzey İskoçya (Highland)

Dört yıl önce yaptığım İskoçya turunda whisky tadımı yapmış ve güneydeki iki büyük şehir Edinburgh, Glasgow ve bölgeyi gezmiştim. Doğanın güzelliği beni bir kez daha batı İskoçya adaları ve Highland denilen kuzeydeki bölgeyi görmeye itti.
1.Gün


Londra'da yaşayan arkadaşımızın kullanacağı arabayı kiraladıktan sonra ilk gün "Edinburgh Park" denilen bölgede İbis Budget otelde kalıp yeni yapılmış tramvayla Edinburgh'a gidip gezdik. Şehir her zamankinden daha güzel ve huzurlu geldi.

2.Gün Kelpies, 

Kelpies

Batıdaki Oban'a gitmek için sabah erkenden yola çıktık. İlk olarak Glasgow yolunda Falkirk'te 2013 Ekiminde açılmış Helix Parkta metalden yapılma at başlarına gittik.




Kelpies 30m yüksekliğinde 10 at gücündeki su perisinden ismini almış. Değişik açılardan farklı görünen heykeller çarpıcı ve uzaktan yeşillik içinde çok güzel görünüyor. At başlarının biri öne eğilirken diğeri yukarı kalkık. "Biri boyun eğerken diğeri isyan mı ediyor acaba."

Falkirk Wheel, 

Yakındaki Falkirk Wheel görmemek olmazdı. Altta su içindeki kanal gemisini kaldırarak üstteki kanala bağlayan bir beton yapı. Edinburgh ile Glasgow kanallarla bağlama kapsamında yapılmış.24m yukarı kaldırmasına karşın kanallar çeşitli havuzlarla(lock) su seviyesi yükseltilmiştir. Turistik amaçlı gemi yukarı çıkışını seyredip Stirling'e doğru ayrıldık.

Stirling Castle


İskoçya'nın en büyük ve önemli kalesi 17 yy kadar İskoç krallarının taç giydiği yerdir. Tepede kurulu kale 15 paunda gezilebiliyor. Kale içinde görülecek çok fazla bir şey olmamakla birlikte tepeden etraf izlenebilir.









Stirling Monument

13 yy da William Wallace İngilizlere karşı Stirling köprüsü savaşını kazanmasıyla İskoçlar bağımsızlığını kazanmışlar. Kalenin karşısındaki tepeye William Wallace anısına bir kule yapılmış. 246 basamaklı kuleden bölge savaşın yapıldığı ova ve (S) yapmış nehir nefis görünüyor. (8 paund)

Loch Lomond


Ayak üstü sandviç yedikten sonra akşama Oban'a ulaşabilmek için saat 14 gibi yola çıktık. Önceki gelişimde Lomond gölünün doğusundan geçmiş ve yolu ve manzarayı çok beğenmiş idim. Bu kez daha kısa olması nedeniyle gölün batısından gittik.

Falls of Falloch

Gölün kıyısında Alexandria geçince durup soğuk suda yüzen insanları izleyip kahve içtik. Kuzeye doğru uzayan Lomond gölünün bitiminde yolun kenarından kolaylıkla yürünebilen Falloch şelalesini mutlaka görülmeli.

Oban

Yaklaşık bir saatlik bir yolculuktan sonra hava kararırken saat 21 gibi Oban'a vardık. Küçük ve sevimli bir kasaba olan Oban'da cuma olması nedeniyle gençler sokaklarda barlara gitme telaşı içindeydiler. Otele yerleşip kabuklu deniz ürünleri yemeğimizi yedik. Ertesi gün gideceğimiz Mull adası için feribota arabalı bilet almaya çalıştık ama her gün yaklaşık 2 saatte bir olan feribotta arabaya yer bulamadık. Önceden bileti almamız gerekiyormuş.

3.Gün

Isle of Mull



Sabah 7,30 feribotuyla 40 dakikalık bir yolculukla adaya vardık. İskelede 2 otobüs vardı. Bölgeye ilk ayak basan Hristiyanların olduğu küçük Iona Adasına geçiş yapacaklar Fionnphort arabasına bindi. Biz küçük bir balıkçı kasabası olan Tobermory gittik. Tobermory 18.yy da İngiliz Balıkçılık Klubü tarafından kabuklu deniz ürünleri avlamak için kurulmuş.



















Gel git görüldüğü adada sabahlar git akşamüzeri de gel oluyormuş. Bununla ilgili kafelerde zaman çizelgeleri var. Gel git çeşitli kuşlara hazır yemek sunuyor. Öğlen aile işletmesi kafede çorbalarımız içip Oban'a döndük.

Gerek Oban'da gerekse de Tobermory'de var olan Distillery'lerde yerel whisky üretiliyor. Ancak daha çok peat (bitki gübresi) kokan single malt whisky'ler Mull adasının kuzeyindeki Isle of Skye'da Talisker, güneyindeki Isle of Islay'de Lagavulin üretilen dünyaca ünlü whisky'lerdir. Her ikisi de rakımızı üreten şirketin sahibi olan Diageo'dur.  Biz bu gezimizde bunlara uğramadık.

4.Gün

Glenco





Sabah yine erkenden yola çıktık. Connel civarında kahvemizi içip gezimizin en güzel kısmı Glencoe vadisine geldik. İki tarafı dağlarla çevrili ortasında göl ve ırmaklar olan yer yer ağaçlık nefis bir yer. Braveheart filmiyle çok ünlenen vadide yol üstünde arabalarını park edenler yürüyüş dağ tırmanma (traking, hiking,vb)  gibi çeşitli sporlar yapıyorlar. Burada daha çok zaman geçirmeyi arzu ederdim.

Glenfinan Viaduct

Fort William'a vardığımızda Harry Porter filminde bir sahnede kullanılan ve buharlı tren (The Jacobite) üzerinden geçtiği Glenfinan Viyadüğünü görmeye gittik. Mayıs-Ekim arasında tren çalışıyormuş. Park yerinden 10 dk yokuş çıkılarak bir tarafta Viyadük tam karşısında koyu izledik. İsteyenler Viyadüğün dibine kadar da gidebilirler.

Fort William



Körfezin dibinde (Loch Linnhe) deniz şehri ve dış sporlar merkezi (hiking, traking, clibming, skiing etc) olan Fort William trafiğe kapalı çarşısı (High Street) ile çok sevimli bir şehir.Kayak yapılabilen ve teleferikle çıkılabilen Ben Nevis dağı ve Glenceo  için tercih edilen bir kasaba. Kaldığımız otel de dış sporlar (outdoor activities) için gelmiş kişilerle dolu idi. Akşam restoranlarda yer bulamadığımız için bir barda yemek yedik.

5.Gün

Kuzey İskoçya'nın batı kıyısından doğu kıyısına Inverness geçip oradan ertesi gün güneye  Edinburgh inecektik. Nakliye ve ulaşım için önemi nedeniyle Atlas Okyanusu üç göl ve 19.yy başlarında yapılan Caledonian canal ile Inverness'ten Kuzey denizine bağlanmış.

Loch Ness

Yolda canavarı kendisinden daha ünlü olan ince uzun Loch Ness gölünün başında Forth Augustus'ta durduk. Caladonian kanalların havuzlarında suyun yükseltilmesini izleyip gölde tekne turu yapabilirsiniz.


Urqhart Castle

Nefis görüntüler olan Loch Ness Gölünün ortalarında orta çağdan kalmış Urqhart Castle görülebilir. Öğleden sonra erkenden Inverness'e vardık.



Inverness






Kuzey İskoçya'nın en büyük şehri doğuda Ness nehrinin Kuzey Denizine ulaştığı ağzında kurulmuş.  Kalesi ve nehrin kıyısındaki kilisesiyle güzel bir şehir. Yürüyerek kolayca dolaşılabilir. Bir ara yağan yağmur  kısa sürede açtı. Bir Akdenizliye göre hava soğuk ve rutubetliydi.



6.Gün

Inverness Edinburgh 

Doğudan Edinburgh'dan başlayıp batıda Oban üzerinden devam ettiğimiz gezimiz Fort William'dan tekrar doğuya Inverness'e dönmüştü. Bugün ise doğu İskoçya'da kuzeyden güneye inerek gezimizi sonlandıracaktık.

Yola çıktıktan kısa süre sonra highway denilen çift yola girip batının dağlık alanlarından sonra düz arazide yol aldık. Yaklaşık bir buçuk saat sonra Pitlochry'de Blair Atholl da durduk.

Falls of Bruar

AVM tarzındaki parktan 10 dakikalık yürüyüşle Bruar Şelalesine gittik. Bitki gübresi (peat) nedeniyle siyahımsı akan şelalenin, istenirse yarım saat daha yürünerek yukarı kısmı da görülebilir.

Yolumuzdaki Perth uğramadan yola devam ettik. Edinburgh'a gelirken  2014 de açılan Amazon'un devasa lojistik merkezini geçtik. Geçen gelişimizde(4 yıl önce) görmediğimiz ve 2017 yaz aylarında açılmış Queensferry köprüsünden geçerek hava alanı yakınlarındaki otelimize vardık.

7.günde THY tarifeli seferiyle hayallerimizi ve güzellikleri ile tadına doyulmayan İskoçya'yı geride bırakıp İstanbul'a döndük.




 


p.c.http://derin.gazep.com/2014/06/viski-diyar-iskocya.html