4 Aralık 2018 Salı

Doğunun Paris'i Beyrut ve Lübnan

Arkadaşlarla İstanbul'dan 2 saate yakın bir yolculukla Beyrut'a ulaştık. Öğleden sonrasının yoğun trafiğinde Eşrefiye'deki (Achrafieh) Royal Tulip otelimize vardık.
Adana'dan gelen arkadaşları beklerken ABC isimli AVM gittik. Lübnan'ın tepelerinden Broumana'da  bir zamanların çok ünlü yerel restoran Mounir'e gittik. Geleneksel mezelerle masa donatıldıktan sonra nargileler söylendi. Arak (rakı) ve Lübnan şaraplarıyla güzel bir yemek yendi.


İlk gecemizde 23.30 civarında şehir merkezindeki Phoenicia Otel'in karşısındaki gece kulübüne dansöz seyretmeye gittik. Daha çok kaliteli pavyona benzeyen yerde dansözün çıkışının 3.00 bulacağını öğrenince şarkıcı sahnedeyken 12.30 oradan ayrıldık.


Jeita Grotto Mağarası


Sabah kiraladığımız araba ile ilk olarak kuzeydeki mağaralara gittik. Arabadan inince kısa bir teleferik yolculuğuyla yukarı Jetia Grotto mağarasına(8euro) vardık. İçerisi sarkık ve dikitlerle dolu derinliklere doğru 2  km gidilebilen mağaranın 700m kısmında yürüdük. Resim çekmenin yasak olduğu geniş ve muhteşem mağarada herkes gibi kaçak resimler çektik. 






















Çıkışta kısa bir yürüyüşle veya traktör trenlerle aşağıya indik. Aşağı Jeita Grotto mağarasına aynı biletlerle girdik. İlk olarak rutubet ve su sesi bizi karşıladı. Işıklandırmayla Turkuaz renkli bir göl ve oradan aşağıya akan yeraltı deresinin güzelliği bizi büyüledi. Küçük teknelerle sarkık ve dikitler arasında küçücük gölde tekne ile kısacık bir gezi yaptık. Mağaralar ruhumuzu dinlendirdi. 


Harissa Meryem Ana Kilisesi ve heykeli


Kuzeye doğru yolumuza devam edince Harissa'da yemyeşil tepedeki Meryem Ana Kilisesinin bulunduğu yere teleferikle(6euro) çıktık. Tepeye vardığınızda zirve için dişli trene bindik. Yukarıdaki manzara soluk kesiciydi. Yemyeşil doğu Akdeniz kıyıları ayaklarımızın altındaydı. Kilisenin tepesinde büyük boy bir Meryem Ana heykeli bulunuyor. Dönen merdivenle heykelin üstüne çıkılınca manzara daha da genişliyor.


Kilisenin etrafı Lübnan'ı orta çağlardan beri önemli bir Liman şehri ve Gemi yapım merkezi haline dönüştüren Sedir ağaçlarıyla doluydu. Bilindiği gibi o çağlarda gemiler ağaçtan yapılıyordu ve o çağın teknolojisinin vazgeçilmez taşıması zor ürünüydü.


 Sedir ağaçları





















Fenikelilerin Başkenti Byblos (Biblos)


Daha kuzeye çıktığımızda Fenikelilerin doğal limanı ve başkenti olan Byblos'a vardık. Kalesi ve eski kalıntılarının arasında çarşısını dolaştık. Dar sokaklarda yürüdük.


Fenikeliler Antik çağda MÖ 1500'lerde Sedir ağaçlarından yaptıkları gemilerle tüm Akdenizde hakimiyet kurmuşlardır. Deniz kabuklularından mor renge  boyadıkları kumaşları tarihte damga vurmuş tacir  Fenikeliler Tunus kıyılarında Kartaca şehrini kurmuşlardır.



Yoğun trafikte sahilden Beyrut'a döndük. Merkezdeki çarşıda 5 katlı çukulatacı Patchi'den alışveriş yaptık. Pahalı olduğunu belirtmeliyim.

Lokantadan önce kuru baklavası ünlü olan Al-Bohsali'ye uğrayıp baklavalarımızı aldık. Kilosu 40$ fıstıklı burma baklava fiyatı olduğunu göz önüne alırsanız ne kadar pahalı olduğuna karar verebilirsiniz.

Akşam olmuştu bilenlerin tavsiyesiyle merkezdeki balıkçı Al-Sultan Brahim gittik. Çok kalabalık lokantada öğlen balık yediğimiz için mezelerle ve değişik Arak'la gecemizi taçlandırdık.

Sabah yağmur yağdığı için gitmeyi düşündüğümüz Roma şehri Baalbek'ten vazgeçtik. Şehri tanımaya karar verdik.





















Şehitler meydanında 2005 suikast sonucu öldürülen Lübnan başbakanı Hariri'nin mezarı ve yanındaki mavi kubbeli Muhammed El Emin Camini gezdik. Hemen yanındaki Ortodoks Azizi George Katedrali ve önlerindeki Roma kalıntıları meydanı süslüyor.

Roma kalıntılarının yanından aşağıya yürüdüğünüzde Parlamentonun da bulunduğu L'Etoil meydanına varılıyor. Etraf cami kilise ve çeşitli ibadet yerleriyle dolu. Meydandaki saat kulesindeki Rolex mimariyle çelişiyordu.
 L'Etoil meydanı
Denize doğru yürümeye devam edince Patchi ve oradan 1975'lerdeki iç savaştan sonra yenilenen gökdelenlerin önündeki Zeytina Bay marinaya gittik. Modern güzel kafe ve lokantalar olan yerde hafta sonları güzel vakit geçirilebilir.

Arabayla şehrin güneyine doğru kordondaki Manara ve Rauche bölgelerinde Lancaster Plaza 19 katında içkiye gittik. Denizin içindeki Pigeon Rock kayalıklarının etrafında kafelerde güzel görüntü eşliğinde keyifli zaman geçirilebilir.


Akşam yemeği için önceden yer ayırttığımız Em-Şherif 'e 21 de gittiğimizde bizi sürpriz bekliyordu. Rezervasyonumuzun diğer Em Sherifte olduğunu anladık. Ancak bir masa ayarlayarak bizi mutlu ettiler.   İki katlı binanın alt katı restoran üst katı düğünler için kullanılıyormuş. Son derece şık ve otantik bir restoranda gelenler çok şıktı. Kadınlardan bazıları içkiyle birlikte nargile içip eğleniyorlardı. Fiks menüde (65$) önce nefis mezeler sonrada et ve tatlı masadan eksik olmadı. Saat 23 civarı canlı müzik başladığında oturanlar masalarının yanında oynamaya başladılar. Otantik ortamda  gurme yemekleri zarif müşteriler ve kaliteli hizmetle çok keyifli zaman geçirdik. İçki ve bahşişlerle kişi başına 90-100 usd civarında ödeme yapabileceklere önceden yer ayırtmaları koşuluyla Em-Sherif'i tavsiye ediyorum.





 


















Otelimize dönmek için çıktığımızda yakında kapısında bodyguardlar bulunan Taiga Club gördük. Önceden gelenlerden duyduğumuz bu Kulübün çok ünlü olduğunu Em Sherif'in dışında araba beklerken içeriden bizi tanıyan genç kızlardan öğrendik. 

Hafta sonu  geç kahvaltıdan sonra şehrin merkezine gidip şehri yaşamaya ayırdık. Çarşılarda uzak doğulu bakıcılarla dolaşan birçok aile ve kadın gördük. 4 milyon nüfuslu Lübnan da eski ve yeninin çeşitli din ve mezheplerin bir arada yaşadığı bir ülke. Az sayıdaki varlıklı kesimin batı standartlarında ve eğlenmeye düşkünlüğü ile fakirliğin ve karmaşanın yoğun olduğu görülmesi gereken bir ülke. 

Beyrut iki gece üç günlük bir hafta sonu programıyla vizesiz kolayca gidilebilecek bir yer.